elini dudağına götürmüş ve “Yusuf!” demişti.90Böyle bir şeyihtimal dâhilindedir. O esnada gözünde babasını canlandırmış da olabilir. Fakat baştan beri sağlam bir fıtrata ve iffetesahip olduğundan dolayı, doğrudan doğruya Allah’ın gösterdiği burhanla, yani kalbine attığı duyguyla, vicdanında yaktığı bir ışıkla hareket etmiş olması ve günaha karşı mukavemetgöstermesi daha kuvvetli bir ihtimaldir. Evet burhan, vicdanda çakan bir ışıktır. Vicdanda öyle bir burhan yoksa insan herzaman günaha düşme riskiyle karşı karşıyadır. Bir insan çoknamaz kılabilir, çok Kur’ân okuyabilir, Müslüman görünebilir, fakat o burhan olmadan her zaman devrilmeye meyyaldir. Âyetteki ifadesiyleٍ“َعَٰلٰى َشَ َفَا ُجُُرٍُفٍ َهَاٍرgöçmek üzere olanbir uçurum kenarında”duruyor demektir.
Âyetteki muhlas tabiri Kur’ân’da iki peygamber için kullanılır. Biri burada Yusuf aleyhisselâm diğeri de Meryemsûresinde Musa aleyhisselâm ile alâkalı olarak geçer.91Muhlas, ilahî bir vergi olarak ihlasa erdirilmiş, Allah’ın lütfu olarak o zirveyi tutmuş, Allah’ın has kulu demektir. Muhlisise ihlas peşinde koşan, o zirveye ulaşma yolunda olan kimse mânâsına gelir. Muhlas, farklı kıraatlerde muhlis şeklindeokunsa da muhlas olarak okunması tercihe daha şayandır.Elbette muhlas olma mazhariyeti sadece bu iki peygambere ait değildir. O, bütün peygamberlerin ortak vasfıdır. HeleEfendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), her konuda olduğugibi bu konuda da zirveyi tutar. Bu açıdan Allah Teâlâ, örnekkabilinden iki peygamberi nazara vermiş, bütün peygamberlerin de bu büyük sıfata sahip olduklarını bildirmek istemiştir. Nitekimَ“عِ بَادِنَا الْمُخْ لَصِ ينmuhlas kullarımız”ifadesinde ikikelime de çoğul kipte gelmektedir. Demek ki iki peygamberinismi zikredilse de aslında bütün peygamberler muhlastırlar.
Dipnotlar
- Bkz.: Saîd İbn Mansûr, es-Sünen, 5/390..
- Bkz.: Meryem sûresi, 19/51.