İçeriğe geç
85. Bölüm

Cemil

َْقَاَلَ َبَْلْ َسَ َّوََ لَْتْ َلَُكُْمْ َأَْنُْفُُسُ ُكُْمْ َأَْمًْرًا َفََصَ ْبٌْرٌ َجَِمِيٌلٌ َعََسَ ى اُهللُ َأَْنْ َيَْأِْتِيَنِي ِبِهِْم
َجَِمِيًعًا ِإَِّنَُهُ ُهَُوَ اْلَْعَِلِيُمُ اْلَْحَِكِيُمُ

“Ama babaları Yakup bir kere daha: ‘Hayır, hayır! Korkarım yine nefisleriniz sizi olumsuz bir işe sürükleyip ayağınızı kaydırmıştır. Ne yapayım? Bu hâle karşı içinde şikayet olmayan güzel ve aktif bir sabırla sabretmekten başka yapacak şey yok! Ümidim var ki Allah bütün kaybettiklerimi bana lütfedecektir. Çünkü O Alîm’dir, Hakîm’dir (benim de onların da hâllerini bilir, yaptığı hiçbir şeyi hikmetsiz yapmaz, beni tâbi tuttuğu her bir imtihanda bir hikmet vardır.)’”

(Yusuf sûresi, 12/83).

Hazreti Yakub’un Hâdiseler Karşısındaki Metaneti ve Sabr-ı Cemil

Hazreti Yakup, daha önce Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) kaybolmasında olduğu gibi Bünyamin’in Mısır’da alıkonulması olayında da aynı kelimeleri kullanarak karşılık veriyor. Çocuklarına inanmıyor. Onlara, nefislerinin kendilerini aldattığını, ayarttığını (tesvil) söylüyor. Sonra da bir “sabr-ı cemîl” çekiyor. Birinci oğlundan sonra ikinci güzide oğlunu da kaybetmenin ızdırabını içine atıyor. Şeytanın aldatması, çocuklarının da aldanmaları karşısında Allah’a dayanıp sabrediyor. Dikkat edilirse her iki olayda da verdiği tepkinin aynı olduğu görülecektir. Fakat burada daha bir ümit dolu eda ile karşılık

261