İçeriğe geç
103. Bölüm

Takdir Edalı Bir Tembih

ْوَ مَۤا أَكْثَرُ النَّاسِ وَ لَوْ حَرَصْ تَ بِمُؤْ مِنِينَ ۝ وَ مَا تَسْ أَلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْ رٍ إِن
هُوَ إِاَّلَّ ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ ۝ وَ كَأَيِّنْ مِنْ اٰيَةٍ فِي السَّ مَاوَ اتِ وَ اأْلْ َرْضِ يَمُرُّونَ
عَلَيْهَا وَ هُمْ عَنْهَا مُعْرِضُ ونَ

“Şunu unutma ki: Sen, ne kadar arzu etsen de insanların çoğu iman etmezler. Hâlbuki sen bu tebliğ karşılığında onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. Kur’ân, bütün âlemler için ancak bir öğüttür, evrensel bir mesajdır. Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki, onlar sürekli şahit oldukları/uğrayıp durdukları hâlde yüz çevirip geçer giderler. (Bu âyetler üzerinde düşünmezler ve onlardan ibret almazlar.)”

(Yusuf sûresi, 12/103-105)

Takdir Edalı Bir Tembih

Kıssanın sonunda, “Sen hırs göstersen de insanların çoğu inanmazlar.” şeklinde bir ifadenin gelmesinde bazı hikmetler düşünülebilir. 1. Peygamber ocağında büyümüş evlatların bile bazen fenalıklara sapabilmeleri gösteriyor ki beşerin tabiatında çeşitli sapmalar mevcuttur. Bu sapmalar bazen bir günaha balıklama dalma şeklinde bazen orta ölçekte bazen de yüzeysel olabilir. Âyette insan tabiatının bu yönüne dikkat çekiliyor.2. Şe’n-i rububiyetin gereği olarak, peygamberler (aleyhimüsselâm) üzerlerine düşeni yapar, neticeyi Allah’a bırakırlar.

325