Kuyuda Gelen Vahiy
diye suya düştü.” denir. Bu kuyu, bizim bildiğimiz kuyular gibi olsaydı, Yusuf aleyhisselâm suda boğulurdu. Demek ki sarnıç gibi bir şeydi; bir tarafta sarnıç diğer tarafta da su vardı. Bazı kuyular gibi ağız kısmı çıkmaya müsait değildi. Özellikle bir çocuk düştüğünde böyle bir kuyudan çıkamazdı. Bu kuyular, çölde yağmur sularıyla doluyordu. Çölün tozu tortusu suyun dibine çöküyor, duru ve içilebilir su yukarıda kalıyordu. Fakat suyun kenarlarında kuru kısımlar da bulunuyor, buralar bir nevi adacık gibi oluyordu. Bu yüzden onun içine giren yaşı büyük insanlar sularını alıp çıkabiliyorlardı. Nitekim hadis-i şerifte de buyurulduğu üzere, bir kadın çölde kuyuya iniyor, su çıkarıyor ve köpeğe içiriyordu.60
Ayrıca orası Ashab-ı Kehf’in mağarası gibi güneşi görebilen bir yerdi. Yusuf aleyhisselâm güneşin doğuş, yükseliş ve batışını takip edebiliyor, dolayısıyla vakitleri belirleyebiliyordu. Bundan dolayıdır ki saatin icadı Yusuf’a (aleyhisselâm) nispet edilmiştir. Ancak bunlar Kur’ân’da ifade edilmediği ve sağlam rivayetlere de dayanmadığı için bu konuda kesin bir hüküm verilemez.
Kuyuda Gelen Vahiy
Vahiy, birine bir şey anlatmak, ima ve işarette bulunmak, elçi göndermek, gizli konuşmak gibi mânâlara gelir. İlham da benzer mânâlar ifade eder. Vahyetme olayı, işaret etme, gizli konuşma mânâsında Kur’ân’da pek çok yerde geçmektedir. Mesela Hazreti Musa’nın annesine,61 havarilere,62 arıya,63 semaya64 ve yere65 vahyedildiği beyan edilmektedir. Nefse ilham gönderildiği de yine Kur’ân’ın beyanları arasında yer
60 Bkz.: Buhârî, bed’ü’l-halk 17; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/510.
Dipnotlar
- Tâhâ sûresi, 20/38; Kasas sûresi, 28/7.
- Maide sûresi, 5/111.
- Nahl sûresi, 16/68.
- Fussilet sûresi, 41/12.
- Zilzal sûresi, 99/5.