ma Allah’ın (celle celâluhu) gözetiminde yaşayan bir nebinin “hemm”ini, gözü şehvetten başka bir şey görmeyen bir kadının hemmiyle aynı teraziye koyup tartmak hata olur. Bazı tefsircilerin eserlerinde bu türlü hatalı yorumlara rastlamak mümkündür. Onlar yaptıkları bu hatadan dolayı kim bilir ne feyizlerden mahrum kalmışlardır. Muhtemelen onları bu türlü yorumlara sevk eden şey, İsrailiyat kaynaklı asılsız rivayetlerdir. Kanaatimce, Kur’ân ve Sünnet-i Seniye’den referanslı olmayan bu ve benzeri konulardaki yorumlar bir daha gözden geçirilmelidir. Yeniden yapılacak bu düzeltme –öyle zannediyorum ki– o samimi, fakat İsrailiyat kurbanı büyüklerimizi de memnun edecektir. Öte yandan kadının yaptığı şey, gözünün önünde büyüyen, emrinde olan dünya güzeli bir delikanlıya gönlünü kaptırmaktı. Özel bir tuzak kurmaya ihtiyaç kalmadan, elinin altındaki geniş imkânlarla onu elde etmeyi planlamıştı. İşte Hazreti Yusuf’un karşılaştığı bu zor durumu, bu zor durumda gösterdiği o iffetli duruşu bu açıdan da değerlendirmemiz gerekir. Efendimiz’in buyurduğu üzere Allah’ın mahşerde gölgesine alacağı kişilerden biri de güzel ve mansıp sahibi bir kadının teklifi karşısında “Allah’a sığınırım!” deyip iffetini koruyan babayiğittir.89 Aynı mekânda böyle bir şeyle imtihan olmak iradeleri aşkın çok zor bir şeydir. Bu öyle zor, öyle irade isteyen bir imtihandır ki nice abid, zahit, dev kâmetler, benzeri bir şeyle karşılaşmaktan korkmuş ve Hazreti Yusuf’un çizgisini takip ederek sabah akşam bu tehlikeden Allah’a sığınmışlardır. O abid ve zahitlerden biri olan Bediüzzaman Hazretleri de hayatı boyunca iffetiyle yaşamış biridir. Van valisinin evinde kalırken, onun yemek ve çay işlerinde hizmet eden iki kızı-
Dipnotlar
- Buhârî, ezân 36, zekât 16, rikak 24, hudûd 19; Müslim, zekât 91.