İçeriğe geç
34. Bölüm

Kuyudayken

Kuyudayken

Normal şartlar altında ve sebepler planında düşünüldüğünde Hazreti Yusuf’un kuyuda fazla kalmadığı söylenebilir. Çünkü açlığa ve diğer olumsuz şartlara çöl ikliminde uzun süre dayanmak zordur. Bu, insanın takatini aşar. Uzun süre orada kalsaydı açlıktan ya da başka sebeplerden bayılması gerekirdi. Oysa kuyudan çıkarıldığında öyle bir hâlde değildi. Diğer yandan şayet Hazreti Yusuf kuyuda uzun zaman kalmışsa bu, Hazreti Meryem’in mihrap denilen mekânda harikulade şekilde kalmasına benzetilebilir. Ancak Meryem validemizin bu tecrübesi âyette beyan edilmişken Hazreti Yusuf’un böyle fevkalade tecrübe yaşadığına dair bir beyan yoktur. Ne var ki biz onun hakkında da böyle bir ikram-ı ilahiyi çok rahatlıkla düşünebiliriz. Bunun dışında Hazreti Yusuf’un kuyu suyundan içerek hayatta kalmış olması da muhtemeldir. Kuyunun içine bir kova salınınca, Hazreti Yusuf kovaya tutunup yukarı çıkıyor. Demek ki bunu yapmayı düşünebilecek yaştaydı. Ayrıca ilham şeklinde bir vahiy geldiğine göre nerede nasıl hareket edeceği de ona öğretilmiştir. Büyükler Hazreti Yusuf’un kuyuya atılma hâdisesinden yola çıkarak, “Kuyuya atılmadan, zindana düşmeden hedefe varılamaz.” derler. Evet, Yusuf (aleyhisselâm) çocuk yaştan itibaren pek çok ağır imtihanlarla karşılaştı ama bunların hepsini aştı. Belki fizikî yönden çok ezildi, preslendi ama ruhen olgunlaşıp kıvama erdi. Yolda çekilen bütün çileler, ileride eda edilecek görev için bir hazırlıktı. Bu, Allah’ın bir hikmeti ve âdeti olup neticesi büyük olan bütün güzel işlerde cereyan eder. Cenab-ı Hak, büyük bir insana büyük işler yaptırmak için onu hâdiselerin çarkından geçirir, meşakkatlerle presler ve kıvama getirir. Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem), belanın en büyüklerinin peygamberlere, sonra da

97