İçeriğe geç

yabilir. Biz de böyle bir korunmayı talep edebiliriz ama bunubaşarmak kolay değildir.İkincisi:Meseleye beşerî realitelere ters bir düşünce ileyaklaşanlar ise, “Hazreti Yusuf’un şehevî istek ve arzusu yoktu.” diyorlar.Her iki düşünce tarzında da bir kısım eksikliklerin olduğu açıktır. Peygamberler de beşerdir ama masumiyet ve masuniyet (korunmuşluk) itibarıyla beşer üstüdürler. Şehevî arzuları vardır ama Cenab-ı Hakk’ın koruması sayesinde buarzuları onların yüksek azim ve iradelerine tâbidir. Buradaanlatılmak istenen, Hazreti Yusuf’un masumiyetidir. Öyleysemealde belirttiğimiz gibi, şehevî arzularına rağmen, Yusuf(aleyhisselâm) Hakk’ın korumasına sığınıp o müthiş iradesinikullanarak kadına asla meyletmedi.Kur’ân-ı Kerim orada olup bitenleri resmederken,“Kadınonu elde etmeye kalkıştı.”mânâsındaِوَ لَقَدْ هَمَّتْ بِهtabirinikullanmaktadır. Bu ifadeyle anlatılmak istenen şey, basit biryöneliş, istek ve niyet değildir. Bilakis kadının bu konudakiazim ve kararlılığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu, normalbir insanın altından kalkamayacağı kadar zor bir imtihandır.Fakat Yusuf aleyhisselâm her zaman bir “burhan” üzerinde olmuştur. Onda iman, mârifet, Allah’la içten münasebetve bütün benliğine hâkim bir Allah korkusu ve Allah saygısıvardır. Bu sayede o, iradeli olmanın en güzel örneğini sergilemiştir; sergilemiş de bulunduğu yer bütün menfezleriylebeden ve cismaniyete açık olmasına rağmen o,“maazallah”(Allah’a sığınırım) diyerek bu atmosferi paramparça edip ululara has bir buutta kendi çerçevesini ortaya koymuştur. Evet,insanı fenalığın uçurumuna sürükleyecek böylesine iç ve dışşartların aleyhte ittifak ettiği bir anda, onu şart-ı âdi plânındaAllah’ın korumasına ulaştırıp ekstra mazhariyetlerle serfirazkılan şey, başka değil onun ismet, iffet, sadakat düşüncesinin

121