Hazreti Yakub’un Gözleri Açılıyor
قَالُوا تَاهللِ إِنَّكَ لَفِي ضَ اَلَ لِكَ الْقَدِ يمِ فَلَمَّا أَنْ جَۤاءَ الْبَشِ يرُ أَلْقَاهُ عَلٰى
وَ جْ هِهِ فَارْتَدَّ بَصِ يرًا قَالَ أَلَمْ أَقُلْ لَكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ مِنَ اهللِ مَا اَاَلَ تَعْلَمُونَ
“Bunun üzerine çevresindekiler şöyle dediler: ‘Vallahi, sen hâlâ eski yanılgında devam ediyorsun!’ Müjdeci gelip de gömleği Yakub’un yüzüne sürünce gözleri tekrar görmeye başladı ve: ‘Ben Allah katından sizin bilmediklerinizi bilirim dememiş miydim?’ dedi.”
(Yusuf sûresi, 12/95-96).
Hazreti Yakub’un Gözleri Açılıyor
Hazreti Yakub’a hitaben söylenen baştaki sözleri onun çocukları değil, çevresindeki diğer insanlar; o eve rahatlıkla girip çıkanlar, orada hizmet edenler, evin diğer fertleri söylemiş olabilirler. Çünkü çocukları henüz Mısır’dan gelmemişlerdi. Gelmiş olsalar bile, Hazreti Yusuf’u gördüklerinden beri hem affedilmeleri hem de gördükleri iyilikler sebebiyle mahcubiyet yaşıyorlardı. Dolayısıyla gelip babalarına çıkışır gibi böyle sözler söyleyemez, bu tür imalarda bulunamazlardı. Hazreti Yakub’un Hazreti Yusuf’un kokusunu yüzlerce kilometre uzaktan alması bir mucizeydi. Ağlamaktan ve yaşlılıktan katarakt olmuş gözlerinin o gömlek vesilesiyle açılması ise ikinci bir mucize oldu. Gözleri açılır açılmaz o, zihinleri tevhide yönlendirerek, daha önceden bazı şeyleri bildiğini fakat bu bilgisinin Allah’tan geldiğini hatırlattı. “Ben biliyorum, ben anlıyorum, ben kavrıyorum.” demedi. Hiç kimseyi suçla-