İçeriğe geç
6. Bölüm

Senaryo ve Romanlar İçin İlham Kaynağı

Senaryo ve Romanlar İçin İlham Kaynağı

Burada konumuzla bir açıdan ilgili olduğunu düşündüğüm bir hususta kanaatimi belirtmek istiyorum: Kıssada olduğu gibi senaryo ve romanlar da hakikat olmalıdır. Yani biyografilerde olduğu üzere vaka neyse aynen nakledilmeli ve hakikatin aksine bir kurgu inşa edilmemelidir. Bunun için de ya hakikati aksettiren istiâre-i temsîliyeler10 kullanılmalı, bir kısım haşiye ve şerhlerle vakanın dublesi ortaya konulmalıdır ya da en azından realitelerle, hayatın gerçekleriyle şöyle ya da böyle irtibatlı kurgular oluşturulmalıdır. Diğer yandan anlatımlarda mübalağalardan kaçınılmalı, günah olan bâtıl şeyler tasvir edilmemeli, saf zihinleri bulandırabilecek detaylara girilmemelidir. İşte bu ölçüler korunduktan sonra, romanlar yazılabileceği gibi onun ötesinde filmler hatta bilim kurgu filmleri bile çekilebilir. İşte söz konusu incelik ve hassasiyetlere dikkat edilerek yazılacak senaryolar, romanlar için Yusuf sûresi rehberlik teşkil eder ve yazarlara der ki: Yazacağınız şeyleri doğrudan hayatın içinden alın ve işleyin ki bunlar insana yabancı olmasın. İçinde insanî normların altında ya da üstünde bir şey bulunmasın. Yani insanı kendi sınırlarının aşağısına çekmeyeceği gibi onu ulaşılmaz yerlerde de dolaştırmasın ve hep insanî realiteler içinde kalsın.

10İstiâre: Bir şeyi ödünç alma mânâsına gelen istiâre, bir kelimenin bilinen, asıl kullanıldığı gerçek mânâsının dışında farklı bir mânâda kullanılması olarak tarif edilmiştir. Söze kuvvet, açıklık ve tesir katmak için kullanılan bu üslupta kelime, asıl mânâsının dışında kullanıldığı için sanki ödünç alınarak başka bir mânâya nakledilmiştir. “Ok atan bir aslan gördüm.” ifadesindeki aslan, gerçek aslan değil cesur ve yiğit bir insan mânâsındadır. İstiâre-i temsiliye (alegori): İstiâre, müfred ve mürekkeb olmak üzere ikiye ayrılır. İstiarenin mürekkeb olan kısmı “istiâre-i temsiliye” olarak adlandırılır. Burada sadece bir kelime değil, bir terkip asıl mânâsının dışında kullanılır. Bu tür istiârede, benzeyen söylenmeyip benzetilenin birden fazla özelliği zikredilir. Böylece bir şeyin değişik yönleri ve özellikleri, benzetme konusu yapılmış olur. Tereddüt yaşayan bir kimse hakkında, “Bir adım ileri bir adım geri atıyor.”; gizli işler yapan kişi için “Saman altından su yürütüyor.” denmesi, bu çeşit istiâreye örnek olarak verilmiştir.

27