İçeriğe geç
88. Bölüm

Hazreti Yakub’un Firaset ve Ümidi

َيَا بَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّ سُ وا مِنْ يُوسُ فَ وَ أَخِ يهِ وَ اَاَلَ تَيْئَسُ وا مِنْ رَوْ حِ اهللِ إِنَّهُ اَاَل
يَيْئَسُ مِنْ رَوْ حِ اهللِ إِاَّلَّ الْقَوْ مُ الْكَافِرُونَ

“Evlatlarım, haydi gidin, var gücünüzle Yusuf ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyin. Zira kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez!”

(Yusuf sûresi) 12/87)

Hazreti Yakub’un Firaset ve Ümidi

Firaset kaynaklı sezgileriyle beklemeyi sürdüren ve bildiği bir kısım şeyler olduğunu söyleyen Yakup (aleyhisselâm), sadece ızdırabı içine gömerek yutkunup durmuyor, aynı zamanda çözüm adına yeni stratejiler üretiyordu. Çocuklarını suçlamıyor, suçluluk psikolojisi içine itmiyor, onları yapacakları işe yönlendiriyordu. Başta yumuşak bir üslupla “Siz benim bildiklerimi bilmezsiniz, o yüzden en iyisi siz gidin, dikkatli bir şekilde etrafa kulak kesilin, gözlerinizi açın ve Yusuf ile Bünyamin’i araştırın, tahassüs edin.” diyor. Âdeta bir casus gibi karinelerden iz sürerek bilgi toplamalarını ve iki oğlu hakkında katî kanaat sahibi olmalarını istiyordu. Bilinmeyen bir şeyin tetkik edilmesine tecessüs denir. Fakat burada tahassüs kelimesi kullanılıyor. Tahassüs de bir aramadır. Fakat o sıradan bir arama değil, fevkalade gayretle âdeta bir dedektif edasıyla araştırma yapmaktır. Aynı zamanda onun içinde hisler de vardır. Dolayısıyla Yakup (aleyhisselâm), “Ararken,

274