İçeriğe geç

nı birbirinden ayıramamıştı. Çünkü orada kaldığı altı ay boyunca tanıyacak kadar onlara bakmamıştı. O böyle yaşadığı hâlde sabah akşam“Allahümme ecirnâ minşerri’n-nisâ!”(Allahım, kadınlarla imtihan olmaktan bizi koru!) diye duaediyordu.Evet bu mesele, sabah akşam Allah’a sığınılması gerekenbir durumdur. Bugün bu imtihanla gençleri erken yaşlardadejenere ediyorlar. Medyanın gücünü de kullanarak onlarıbohemce hayata teşvik ediyorlar. Değişik isimler ve kutlamalar altında erkek kadın beraberliklerini masum hâle getiriyorve çok büyük tahribatlara sebebiyet veriyorlar. Allah ayaklarımızı kaydırmasın, nesillerimizi korusun. Böyle bataklıklaradüşmemek için işin başı harama bakmamak ve onun semtine sokulmamaktır. Hatta insanın ilham menfezlerinin açıkolması biraz da bu konuda kirlenmemeye bağlıdır. Haramanazar, tıpkı soba borularındaki kurum gibi, ilham menfezlerini kapatır.ِوَ هَمَّ بِهَا لَوْ ااَۤلَۤ أَنْ رَأٰى بُرْ هَانَ رَبِّهO da ona meyledecekti amaAllah gözünü açmış, kalbine ulaşacak şeyi ulaştırmıştı.Bu yüzden ufacık bir meyil bile göstermedi. Aslında Yusuf(aleyhisselâm), bir erkek olarak kadına karşı ilgisiz, duyarsız, umursamaz değildir. Öyle olsaydı bu bir zaaf olurdu.Dolayısıyla kadın karşısındaki iffetli duruşu da iffetten değilzaaftan kaynaklanmış olurdu. Elbette onun da tabiatı itibariyle karşı cinse yönelik beşerî duyguları vardı. Ama o, küçüklüğünden beri içinde yaşadığı ihsan şuuru ile Rabbinden birburhan görmüş ve duygularını kontrol etmesini bilmişti. Buburhan sayesinde kadına hiç mi hiç meyletmedi. Meyletmedive tersi istikamette kapıya doğru koştu.

Bazı rivayetlerde Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) gördüğü burhanla alâkalı farklı bir bilgi nakledilir. Buna göre o, burhan olarak babası Yakub’u (aleyhisselâm) görmüştü. Babası,

124