Tebliğde Basiret Üzere Hareket Etme
ٌوَ مَا يُؤْ مِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاهللِ إِاَّلَّ وَ هُمْ مُشْ رِكُونَ أَفَأَمِنۤوا أَنْ تَأْتِيَهُمْ غَاشِ يَة
مِنْ عَ ذَابِ اهللِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ السَّ اعَةُ بَغْتَةً وَ هُمْ اَاَلَ يَشْ عُرُونَ قُلْ هٰذِهِ
سَ بِيلِۤي أَدْعُو إِلَى اهللِ عَلٰى بَصِ يرَةٍ أَنَا وَ مَنِ اتَّبَعَنِي وَ سُ بْحَانَ اهللِ وَ مَۤا أَنَا مِنَ
الْمُشْ رِ كِينَ
“Doğrusu onların ekserisi Allah’a inanmazlar, onlar ancak şirk koşarlar. Acaba onlar, farkında olmadıkları bir sırada, Allah katından kendilerini çepeçevre kuşatan bir azabın gelmesinden yahut ansızın kıyametin kopmasından güvende olduklarını mı düşünüyorlar? ‘(Ey Resulüm! Sen her şeye rağmen) de ki: ‘İşte benim yolum! Ben insanları Allah’ın yoluna, körü körüne değil basiret üzere davet ediyorum. Bana tâbi olanlar da öyle! Allah’a şirk koşmak mı! Hâşâ! O’nu her türlü eksiklikten tenzih eder ve asla müşriklerden olmam.’”
(Yusuf sûresi, 12/106-108).
Tebliğde Basiret Üzere Hareket Etme
Yukarıda da geçtiği üzere yakın körlüğü gibi bir takım sebeplerin neticesi olarak insanların çoğu inanmazlar. Onlar şirk koşarlar, hatta şirkte sabit kademdirler. Bu âyet-i kerimeyi, bazı meallerde olduğu gibi, “Şirk koşmaksızın Allah’a iman etmezler.” şeklinde tercüme etmek çok isabetli görünmüyor. Çünkü şirk ile Allah’a iman bir arada bulunmaz. Şirk şirktir, müşrik de müşriktir. Şirkin mümine isnadı hakiki değil mecazidir. O da riya, süm’a, kendini anlatma gibi şeylerle