Günaha Çağrı Karşısında Yiğitçe Duruş
َوَ رَاوَ دَتْهُ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِ هِ وَ غَلَّقَتِ اأْلْ َبْوَ ابَ وَ قَالَتْ هَيْتَ لَك
قَالَ مَعَاذَ اهللِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْ سَ نَ مَثْوَ ايَ إِنَّهُ اَاَلَ يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
“Derken, bulunduğu evin hanımı, Yusuf’tan kâm almak istedi ve kapıları sıkı sıkıya kapatarak ‘Haydi yaklaş bana!’ dedi. O: ‘Allah’a sığınırım! (Nasıl böyle bir şey teklif edersin.) Doğrusu O, benim efendim, bana çok iyilik yaptı. (Hal böyleyken ona nasıl ihanet ederim.) Gerçek şu ki zalimler asla iflah olmazlar.’ diye karşılık verdi.”
(Yusuf sûresi, 12/23).
Günaha Çağrı Karşısında Yiğitçe Duruş
Hazreti Yusuf, kendi elinde yetiştirdiği bir çocuğa kendisini teklif edecek kadar rahat, cüretkâr ve nefsinin esiri bir kadınla karşı karşıya kalıyor. Bu tekliften önce geçen süreyi düşündüğümüzde, kadının uzun bir zaman aslında Hazreti Yusuf’ta gözü olduğunu, fakat teklif için uygun yaşı ve zamanı beklediğini tahmin edebiliriz. Bu durum, o günün toplumunda böyle şeylere cesaret edecek kadar bir rahatlığın ve bohem hayatının yaşandığını gösteren delillerden biridir. Kapıların çoğul kullanılmasından sarayın çok kapılı olduğu anlaşılıyor. Bu durum riski de beraberinde getiriyordu. Çünkü her an birilerinin içeri girmesi ihtimali vardı. Kadın, yakalanma riskinin yüksek olduğu öyle bir yerde bütün ihtimalleri hesaba katarak kendini sağlama almak istemiş ve bütün kapıları kapatmıştı.