Melikin Rüyası
َوَ قَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرٰ ى سَ بْعَ بَقَرَاتٍ سِ مَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَ بْعٌ عِ جَافٌ وَ سَ بْع
سُ نْبُاَلَ تٍ خُضْ رٍ وَ أُخَرَ يَابِسَ اتٍ يَۤا أَيُّهَا الْمَأَلَ ُ أَفْتُونِي فِي رُؤْ يَايَ إِنْ كُنْتُمْ
لِلرُّؤْ يَا تَعْبُرُونَ
(“Günün birinde) hükümdar dedi ki: ‘Ben rüyamda yedi semiz inek gördüm, bunları yedi cılız inek yiyordu. Bir de yedi yeşil başak ile yedi kuru başak gördüm. Ey efendiler: Siz rüya tabir ediyorsanız, şu rüyamın tabirini de bana bildirin!’”
(Yusuf sûresi, 12/43).
Melikin Rüyası
Melik, firavunların bulunmadığı ve firavun unvanının kullanılmadığı bir dönemde devleti idare eden kişiyi ifade etmek için kullanılan Arapça bir kelimedir. Kelimenin Arapça olması, idaredeki ailenin Şam ya da Hicaz bölgesinden geldiği yönündeki tahmini güçlendiriyor. Firavun kelimesi ise aslen Mısırlılara ait olup çok eskiden beri siyasî liderler için kullanılmıştır. Hazreti Yusuf kıssasında, tarihî bilgilerin yanında, dikkat edilmesi gereken kaderî bir plan da vardır. Allah Teâlâ, hâdiseleri öyle güzel ayarlamış, şahısları öyle bir araya getirmiştir ki ihtimal hesaplarına göre bütün bu şartların bir araya getirilmesi beşer kudretini aşar. Sanki bütün olaylar, Yusuf’u (aleyhisselâm) zirvelere taşımak için sıraya dizilmiştir. Bunlar, ıssız bir kuyuya atılması, kafilenin zamanında kuyuya uğraması, köle olarak saray erkanından insaflı birine