Sûrenin Muhtevasına Dair
Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin de işaret ettiği gibi Kur’ân’a mukabele eden dostlar onu takdir dolu hislerle taklit etmeye, onun gibi konuşmaya çalışmışlardır. Ona kıskançlık ve nefret duygularıyla bakan düşmanlar ise onun benzerini yazmaya kalkışmışlardır.11 Tabii ki onun benzerini yazamamışlar, bir sûresini bile taklit edememişlerdir. Hatta ilk bakışta benzeri yazılabilir gibi gördükleri Hazreti Yusuf kıssasının dahi takdirkâr hislerle de olsa naziresini yapamamışlardır. Çünkü Hazreti Yusuf kıssası, yüksek hedefi, yapısındaki bütünlük ve diğer dil ve üslup özellikleri bakımından insan karihasının mahsulü olan bütün edebiyat türlerinin üstünde bir seviyededir ve konumu itibariyle şair, roman yazarı ve senaristlerimize istifade edebilecekleri çok kriterler fısıldar. Bu yüzden ısrarla diyorum ki; şiir, roman ve senaryo yazanlar Kur’ân’ın anlatım üslubundan ve onun ilhamlarından güçleri yettiğince istifade etmelidirler. Evet sanat erbabının bilhassa Yusuf kıssasından çıkaracakları pek çok ölçü vardır.
Sûrenin Muhtevasına Dair
Yusuf sûresinde sadece Hazreti Yusuf’un başına gelen olaylar anlatılmamaktadır. Sûrenin tamamı dikkatlice incelendiğinde de görüleceği üzere, satır aralarında pek çok önemli konuya temas edilmiştir. Sûrede mucizelerden kerametlere, rüya hakikatinden çok ağır imtihanlara, hapishane hayatından her yerde ve her şartta tebliğ ve irşat vazifesinin eda edilmesine, masumiyetin geç de olsa ortaya çıkmasından sadakatle elde edilen yüksek payelere, çekilen çetin ve altından kalkılması zor çilelerden çilelerin sonunda erişilen refah ve mutluluğa, yönetim tekniklerinden tarımla alâkalı reformlara, tebliğ yollarının inceliklerinden yabancı bir beldeye entegrasyon çalışmalarına, ülke ekonomisinin gelişmesiyle ilgili bazı esaslardan mutluluğun zirvesindey-
Dipnotlar
- Bkz.: Bediüzzaman, Sözler, s. 396 (Yirmi Beşinci Söz, Birinci Sûret).