Yusuf’a vahiy yoluyla da bildirilmiş olabilir, ilham yoluyla
da. Bununla beraberِكِْدْ َنَاifadesinden, planın vahiyle geldi�ği ihtimali daha güçlü görünmektedir. Demek ki Allah, arkasından gelecek büyük ve hayırlı neticeler için Hazreti Yusuf’aküçük bir plan uygulatıyor. Fakat burada sebepler planındaHazreti Yusuf’un fetanet ve firasetini de unutmamak gerekir.Allah’ın peygamberlere verdiği o akılları aşan firaset ve mantığı, Hazreti Yusuf’un icraatlarında da görüyoruz. O, kendineait fetanet ve firasetiyle Allah’tan gelen vahyi alıp uyguluyorve böylece en küçüğünden en büyüğüne kadar olaylar hikmet dolu bir örgü ve ahenkle ilerliyor.
Dikkat çekici diğer bir husus da Hazreti Yusuf’un icraatta bulunurken konumunu ve durumunu kimseye belli etmeden hareket etmesidir. En başta kendisinin kim olduğunu açıklasaydı belki de olaylar bu şekilde gerçekleşmeyecekti. Burada, yapılan işlerde usulüne göre hareket etmekle beraber, konum ve durumunu belli edip olayların seyrini olumsuz etkilememe gibi bir incelik görülüyor. Bir yandan şeffaf hareket tarzı, diğer yandan bazı şeylerin zamansız olarak ortaya dökülmemesi şeklinde hassas bir denge gözetiliyor. Hazreti Yusuf ana-baba bir kardeşi Bünyamin’i yanında alıkoymasının, ileride beraber eda edecekleri misyonla yakından alâkası vardır. Çünkü Yusuf (aleyhisselâm) peygamber olacaktı, Bünyamin de onun misyonuna yardım edecekti. Peki, Hazreti Yusuf, Bünyamin’i yanına almak için neden böyle bir yola başvurmuştu?Bu konuda şu mülahazalar akla gelebilir: Bir defa o dönemde böyle taktikler kullanılıyordu ve bunda o zamanki hükümlere göre mahzur görülmüyordu. Bu bir aldatma, yalan söyleme, iğfal etme değil, ileriye yönelik bir kısım maslahatlar için meşru dairede bir çare üretmekten ibaretti. Bu çareyi üretirken ciddi bir zarar da söz konusu olmuyordu. Zarar söz konu-