de Hazreti Yakub’un uyguladığı şeriatın Mısır’a girmesi için bir başlangıç yapmaktır. Hazreti Yakub’un şeriatına göre, hırsızlık yapan kimse, malını çaldığı kişinin yanında bir müddet hizmetçi ya da köle olarak alıkonulmaktaydı. Bu sürenin bir yıl olduğunu söyleyenler vardır. Böyle bir ceza, o günün şartlarında başka yerlerdeki ve Mısır’daki cezalara nispeten daha hafif olabilir. Bu yüzden bunun Mısır’da benimsenmesi zor olmayacaktır. Yusuf (aleyhisselâm) muhtemelen bunu da hesap etmiştir. Âyetin zahirinden anlaşıldığına göre Yusuf (aleyhisselâm) aramayı bizzat kendisi yapıyor. Fakat yukarıda da ifade edildiği gibi bunu bir adamına ya da adamlarına da yaptırmış olabilir. Her kim yapıyorsa, planın anlaşılmaması için aramaya önce diğer kardeşlerinin yüklerinden başlıyor, sonra Bünyamin’in yükünü arıyor ve su kabını onun yükünden çı-
karıyor.“Su kabını çıkardı.”derken kullanılanَهَاzamiri mü�ennes olduğuna göre bu su kabının melikin su kabı (suvâ) değil, Hazreti Yusuf’un koyduğu su kabı (sikâye) olduğu anlaşılır. Dolayısıyla münadiler başta“Kralın su kabını arıyoruz.”deseler de yüklerde bulunan şey kralın değil Hazreti Yusuf’un(aleyhisselâm) su kabıdır. Buna göre münadiler, kral derkenmuhtemelen Hazreti Yusuf’u kastediyorlardı. Çünkü o günkendisi kral adına hareket ediyor ve Mısır’ın azizi olarak biliniyordu. Nitekim kardeşleri Hazreti Yusuf’a iki yerde“Ey Aziz!”diye hitap ediyorlar.139Dolayısıyla olayın muhatabı ve hükmüverecek olan burada kral değil Hazreti Yusuf’tu. Hükmü dekardeşlerinin sözleriyle verecekti. Bu arada davaya konu olankişi Bünyamin’di. O ise suçu ne üzerine alıyor ne de inkâr ediyordu. Sessiz bir şekilde olanları izliyordu.Olan bitenlerin seyrine dikkatlice bakıldığında ortada herhangi bir haksızlık ve zulüm görünmüyordu. Ancak olayların