İçeriğe geç

Allah’tan isteyenler hiç mahrum kalmamışlardır. Yusufîlik, aynı zamanda sofîlik demektir. Yusufîlik de sofîlik de engin dervişlik ruhunu ifade eder.Vakıa, gerçekler ortaya çıkmaya başladığında ve kaybedilen hakları hukukî yollarla geri alma imkânı doğduğunda, elbette herkesin hukuk çerçevesinde kendi hakkını alması, araması tabiî bir haktır. Bu konuda usulünce mücadele verilebilir. Fakat böyle bir mücadelede bile intikam ve nefret hisleriyle hareket etmemek gerekir. Aksi takdirde hak ararken haksızlığa düşülebilir, adaleti ikame edelim derken ayrı bir adaletsizlik yaşanabilir. Bu açıdan, hak ve adalet arayışında hukukun kurallarına göre hareket etmenin yanında kalbi selim, saf ve duru tutmak da çok önemlidir. Hukukun sahasına girmeyen incinme, dargınlık, küskünlük gibi konularda ise affedici olmak daha isabetlidir. Kaldı ki Kur’ân, alınabilecek hakların söz konusu olduğu yerlerde bile affedip sabretmeyi, takva dairesinde hareket etmeyi bir ideal olarak önümüze koyar.159 Evet, bir gün sizin kardeşleriniz de cürümlerini itiraf ederek gelirlerse, Hazreti Yusuf’un kardeşlerine, Efendimiz’in de Mekkelilere dediği gibi “Size kınama yoktur, Allah sizi affeder.” demek sizin ahlakınızın gereği olacaktır. Vâkıa çok çektik; çektiklerimiz karşısında ölüm daha hafif gelir. Şahsen, şu son yaşananlar karşısında elli defa ölümü tercih ederdim. Fakat her şeye rağmen bunları yapanlar bir gün mahcubiyetle, başları önlerinde, iki büklüm, hicaplarından kıvrım kıvrım kıvranarak geldiklerinde, bize düşen şey, karakterimizin gereği olarak “Bugün size kınama yoktur.” demek ve affetmektir. Öte yandan, yaşadıklarımızdan ders çıkararak, bundan sonra adem-i itimat prensibini hatırda tutmayı da ihmal et-

292