İçeriğe geç

rın yaptıklarını zihinlerde tolere etmek gerekir. Aksi takdirde Hazreti Yakup gibi mübarek bir peygamberin evine ve aile efradına karşı akıllarda olumsuz bir düşünce oluşur. Bu da o peygambere karşı gösterilmesi gereken saygının ihlal edilmesine sebep olur. Bununla beraber meseleyi insana ait bir problem olarak görmekte fayda var. Evet, dünya problemi insanla tanıdı. İnsan, realiteler çerçevesinde ele alınıp terbiye edilmedikçe de bu problem çözülmez. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de Mekke’ye girdiğinde kendisine karşı yirmi yıl mücadele etmiş, onunla savaşmış olan Mekkelilere, Yusuf (aleyhisselâm) gibi hitap etmişti. “Gidin, hepiniz hürsünüz.” buyurmuştu. Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) muhatapları olan kardeşleri, müminlerdi; Allah’a ve ahirete inanıyorlardı. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) muhatapları ise henüz Müslüman değillerdi. Bu açıdan Efendimiz’in yaptığı civanmertlik daha büyük görülebilir ve bu cihan sulhü adına önemli bir mesaj ifade eder. Her devirde olduğu gibi günümüzde de benzer durumlar yaşanıyor. Şimdi de haksız hukuksuz şekilde işlerinden, eşlerinden, evlatlarından, yerlerinden yurtlarından, mallarından makamlarından mahrum bırakılmış, çeşitli zulümlere maruz kalmış insanlar var. Öyle zannediyorum ki bunlar, o zulmedenlerle veya zulme ortak olanlarla karşılaştıkları zaman Efendimiz’den ve Hazreti Yusuf’tan farklı davranmayacaklardır. Elbette meselenin hukukullaha bakan veya toplumun genelini ya da bir kısmını ilgilendiren yönleriyle ilgili konuşmak doğru olmayabilir. Zira orada Allah ve kul hakkı vardır. Hiç kimse de bir başkasının hakları konusunda karar veremez.Fakat şahsi haklar için affedici olmak, her zaman için tavsiye edilen ahlakî bir tutumdur. Gönülleri inşa etmeye azmetmiş gönül erleri, kendi şahsi haklarıyla alâkalı civanmertçe davranacak ve hep edep çerçevesinde mukabelede buluna-

290