İçeriğe geç

yönlendirme şeklinde bazı esintiler, bilgiler gelmiş, Allah onufarklı şekilde yönlendirmiş olabilir. Bundan dolayıdır ki bazışeyleri seziyordu. Çünkü baştan beri olaylar esrarengiz şekilde gelişiyordu: Yusuf gidip dönmüyor, bir kurdun onu yediği söyleniyor ama kanlı gömlek hiç parçalanmamış olarakgeliyor, daha sonra Bünyamin esrarengiz bir şekilde gidipMısır’da kalıyor, ayrıca Yusuf’un dikkat çeken sırlı davranışlarından bahsediliyordu. Hazreti Yakup bütün bu olup bitenlerden şüpheleniyor ve bir şeyler bekliyordu. Bu beklentisiniَعََسَ ى اُهللُ َأَن َيَْأِْتِيَنِى ِبِهِْمْ َجَِمِيًعًاÜmidim var ki Allah kaybettikleri�“min hepsini tekrar bana lütfedecektir.”ifadeleriyle seslendiriyordu. Zira o, sıradan bir insan değil, bir peygamberdi vepeygamber firasetiyle hareket ediyordu.Yüksek firaset sahiplerinin, engin sezgilerinin yanında, hâdiseleri kavrayıcı, kuşatıcı değerlendirmeleri vardır.Hazreti Yakup da te’vîl-i ehâdîste bulunup olan biten şeyleriyorumlayıp değerlendiriyordu. Demek ki yorumlama özelliğionun genlerinde vardı, ondan Yusuf’a (aleyhisselâm) geçmişve onda inkişaf etmişti. Evet o, hâdiselerin çehresinde kim bilir nice sırlar okuyor, ne mânâlar seziyordu. Fakat her şeyinbir vaktinin olduğunu da biliyor, bir “yâ Sabûr!” çekiyor vezamanın çıldırtıcılığına karşı sabrediyordu. Zamanın çıldırtıcılığı tabiri bize şunu anlatır: Allah’ın vaadi vardır. Kur’ân-ıKerim’de değişik âyetlerde de ifade buyurulduğu gibi, şunuyaparsanız şu olur, bunu yaparsanız bu olur deniliyor. Fakatbunun için bir takvim verilmiyor, zaman tayin edilmiyor. Buyüzden yapılması gerekenleri yapıp intizara geçiyorsunuz.Size düşeni eda edip gerisini Allah’a havale ediyor ve beklemeye koyuluyorsunuz. “Meded yâ Râb!” diyor ve intizar-ısubh-u dîdâr149ediyorsunuz!

273