Yakup (aleyhisselâm), onların yalan söylediğini şüphesiz anlıyor fakat bunu onların yüzüne çarpmıyor. Çünkü onları bütün bütün kendinden uzaklaştırmak istemiyor. Yusuf (aleyhisselâm) hapiste, “Ben Allah’a inanmayan, ahireti de tanımayan kafir bir kavmin içinden geldim... Atalarım İbrahim’in, İshak’ın, Yakub’un dinine tâbi oldum.”70 demek suretiyle içinden geldiği toplumun durumunu resmedecektir. Resmedilen tablodan, o günkü toplumun, inkârcı ve puta tapan bir toplum olduğu anlaşılmaktadır. İnançsızlığın yaygın olduğu bir toplumda, Hazreti Yakup (aleyhisselâm) bir peygamber olarak, çocuklarının yalanlarını yüzlerine vurarak perdeyi yırtmadı, onları kendisinden uzaklaştırıp sahipsizliğe terk etmedi. Çünkü onların yanlışta ısrar etmelerinden ve daha başka yanlışlara düşmelerinden korkuyordu. Psikolojik açıdan bu âyetler üzerinde daha derin tahlil ve incelemeler yapılabilir. Kur’ân’ın psikolojik tefsirinin yapılmamış, psiko-sosyal açıdan yorumlanmamış olması ciddi bir eksikliktir. Kur’ân’da ismi geçen kişi ve toplumları, ırk, millet, kültür, konum ve şahsiyetleri açısından ele alıp değerlendirme henüz yapılamamıştır. Hâlbuki baştan sona Kur’ân’da çok farklı karakterler ortaya konmaktadır. Bunların günümüzün verilerinden de destek alarak ortaya çıkarılması gerekir. Belki yirmi otuz tefsire baktım. Her birinin kendine has güzel bir yönü ya da yönleri var. Fakat bahsettiğim yönden eksik olduklarını da inkâr etmemek gerekir. Bugün böyle bir çalışmaya çok ihtiyaç var. Böyle bir tefsir yapılacağı zaman meseleye iki yönden bakmak gerekir: Birincisi, genel olarak insan gerçeği, insanın ruh hâli, bu konuda elde edilmiş bilgiler ve yapılan tespitler. İkincisi, Kur’ân’da geçen kişi ve toplumların psikolojileri. Evet bu tür çalışmalar yapılırken insan gerçeğinin değişmediği unutulmamalıdır. Tarih boyunca
Dipnotlar
- Yusuf sûresi, 12/37-38.