İçeriğe geç

olur. Mesela Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Sizin

hakkınızda en çok korktuğum şey, küçük şirktir.” buyurmuş,

“Küçük şirk nedir?” diye soranlara ise “Riyadır.” cevabını ver-

miştir. Bu âyette anlatılan kişiler ise doğrudan müşriklerdir.

Yani “Müşriklerin çoğu şirk üzere devam ediyor ve Allah’a

inanmıyorlar.” diye meal vermek daha doğru olacaktır. Allah Teâlâ, tebliğ vazifesini eda etmekte olan Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), âdeta şöyle diyor: “Sevgili Habibim, insanlara de ki: ‘Ben, sizi basiret üzere, sizin basiretlerinize, iç âlemlerinize, akıllarınıza, mantıklarınıza çağrıda bulunarak Allah’a davet ediyorum. Yani ben ve etrafımdakiler basiret üzereyiz. Benim hakka davetim, irşat ve tebliğim, iyilik ve güzellikleri teşvik ve telkin adına ortaya koyduğum metotlar insan aklına, insan mantığına, insanın anlayış ve idrakine zıt değildir. Sizi yoluma davet ederken de basiret ve makuliyet çizgisinde davet ediyorum. Size zorla bir şey yaptırmıyorum. Sizden makul olmayan, gücünüzün üstünde bir şey yapmanızı istemiyorum. Sizinle diyalektiğe girmiyorum. Demagoji yapmıyorum. Meseleleri size tartışarak değil en güzel şekilde anlatarak, izah ederek sunuyorum. Akl-ı selîm, kalb-i selim ve hiss-i selîmin hayır demeyeceği bir üslupla arz ediyorum. Beni ve etrafımdaki basiret ehli insanları görüyorsunuz. Ben, sadece basiret üzere çağırdığım bu aydınlık yola tâbi olmanızı arzu ediyorum. Ben asla müşrik değilim ve hiçbir zaman müşriklerden olmadım. Zaten şirk ile iman ve basiret bir arada olamaz. Sizi şirkten sıyrılmaya, tek ilah olan Allah’a inanmaya davet ediyorum.’” Demek ki, insanlara hitap edilirken onların idrak seviyeleri, anlama kabiliyetleri, neş’et ettikleri kültür ortamları, tarz-ı telakkileri hep göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer bir ifadeyle, muhatap olunan toplumun genel karakterini doğru okuma ve anlatılacak hususları onların hususi durumlarına

331