büyük bir nimettir. Çok hızlı bir şekilde faydalı bilgilere ulaşma, İslamî ilimleri elde etme, hızlı iletişim sağlama, ânındadünyadan haberdar olma açısından bir melek gibi vazife görür. Zamanı kısaltır, mekânı yaklaştırır ve insana az zamanda çok iş yaptırır. Ancak sisi, dumanı, kiri de çoktur. Öyleyseonu dikkatli kullanmak gerekir.“يُوسُ فُ أَعْرِضْ عَنْ هٰذَاYusuf! Sakın bunu kimseye söyleme!”Yusuf (aleyhisselâm) bütün dikkat ve temkiniyle iffetinikorumasına ve masumiyeti ortaya çıkmasına rağmen o günkü idareciler işin içinden çıkmak için ondan feragat göstermesini istediler ve ona, “Bu meseleyi görmezlikten gel, üzerinde durma!” dediler. Çünkü söz konusu kadın sıradan birkadın değil, sarayda bir bakanın hanımıydı. Mesele hem kadın için hem de kocası için büyük bir ar ve ayıp sebebi olacaktı. Nasıl olmasın ki onu bir evlatlık gibi almış, terbiyesiyleilgilenmiş, ona kol kanat germiş, kendi elleriyle büyütüp belli bir yaşa getirmişlerdi. Sonra da evin hanımı ona göz koymuştu. Her ne kadar o toplumda bohemce hayat kanıksansamış olsa da söz konusu kişi azizin hanımı olduğundan bunun o toplumda bile normal karşılanması mümkün değildi.Bu konuda bir krizin çıkmaması için Hazreti Yusuf’un meseleyi kapatması isteniyordu.
Burada bir açıdan güçlülerin hukuku işleyip Hazreti Yusuf’a karşı bir gadir, bir haksızlık yapılmışsa da diğer taraftan bakanın ve meseleye hakemlik yapan kişinin insafı görülüyor. Zira problemi güç kullanarak, kara propaganda yaparak, farklı yorumlarda bulunarak tamamen Hazreti Yusuf’un üzerine yıkabilir, onu suçlu gösterebilirlerdi. İdare ve güç ellerinde olmasına rağmen bunu yapmadılar, konumlarını suistimal etmediler ve Hazreti Yusuf’un masum, kadının da suçlu olduğunu itiraf ettiler. Fakat problemin çözümü adına ve kendilerince bir maslahat gereği Hazreti Yusuf’u hapse koy-