cinsten nikâh düşen iki insanın aynı ortamda baş başa kalması ve günaha açık hâle gelmesi demektir. Tam mânâda olmasa bile internet ortamı da bir nevi halvettir. Orada insan kendisiyle ve günahlarla baş başa kalır. Eğer Allah’la irtibatı zayıfsa, iradesi sağlam değilse, günahlara karşı dayanıksızsa orada her türlü günahı görme, duyma ve işleme imkânı bulabilir. İnterneti kullanarak pratik hayatta bir kısım fiilî günahlara sürüklenebilir. İzleyen yoktur, takip eden yoktur, kontrol eden yoktur. Aslında bir müminin halvet hâlinde yaşaması gereken keyfiyet, Allah’la beraberliktir. Bu keyfiyeti yaşayabilen kişi, hadis-i şeriflerde mahşerde, hararetin, baskının, korkunun, heyecanın, hesabın, sorgunun ağır olduğu o yerde, Allah’ın gölgesinde gölgelenecek insanlardan biri olarak sena edilmiştir.97 Evet, insan yalnız hâllerinde Allah’a teveccüh eder; kalbi ürperir, gözü yaşarırsa o, dehşetli manzaraların yaşanacağı mahşerde Allah’ın gölgesinde gölgelenecektir. Şimdi önümüzde böyle bir hedef varken, internet ortamında bu hedef ne kadar korunabilir? İnsan orada iradesine ne kadar sahip çıkabilir? Mümin bütün bunları düşünerek hareket etmek zorundadır. Allah Resulü, “Tek yolcu şeytandır.” buyuruyor. Yani tek başına yolculuğa çıkanın şeytana kanma ve günah işleme riski çok yüksektir. Ardından “İki yolcu da şeytandır.” diyor. Yani iki kişinin aldanması, yanlış iş yapması da her zaman mümkündür. Sonra da “Üç kişi cemaattir.” buyuruyor.98Yani üç kişinin kötü bir işte anlaşması, günah işlemesi genellikle zordur. Orada cemaat ruhu vardır. Allah’ın inayeti, rahmeti onlarla beraberdir.İfadelerden internet karşıtı olduğumuz gibi bir netice katiyen çıkarılmamalıdır. Doğru ve yerinde kullanılırsa internet
Dipnotlar
- Buhârî, ezân 36, zekât 16, rikak 24, hudûd 19; Müslim, zekât 91.
- Ebû Dâvûd, cihâd 87; Tirmizî, cihâd 4.