Muhterem Müellif, Hazreti Yusuf’un, kardeşi Bünyamin’in çuvalına kralın su kabını koydurtmasının bir aldatma olmayıp, ileriye yönelik bir kısım maslahatlar için meşru dairede bir çare üretmekten ibaret olduğunu belirttikten sonra şöyle devam eder: “Konu ile doğrudan alâkalı olmasa da burada özellikle Hanefi mezhebinde uygulanan hiyel (çareler/çözümler) meselesine temasta fayda mülahaza ediyoruz. Hanefi mezhebinin imam ve müçtehitleri çözümsüz kalan bazı meselelere çözüm bulma adına bazı yollara başvurmuşlar ve içinden çıkılamayan problemlere bilinen metotların dışında farklı fakat meşru yollarla çareler aramışlardır. (...) Hazreti Yusuf’un bu uygulaması da bu türden hile-i şeriyelerin meşruiyeti için kullanılan bir örnek olarak kabul edilmiştir. Malum olduğu üzere geçmiş peygamberlerin şeriatlarındaki uygulamalar, eğer Kur’ân ve Sünnet tarafından reddedilmemişse, bizim için de geçerlidir.” (s. 248-249).Müfessirimizin önemle dikkat çektiği hususlardan biri de Hazreti Yusuf’un Mısır’da gerçekleştirdiği entegrasyon siyasetidir:“Hazreti Yusuf’un ailesini Mısır’a yerleştirmesinin entegrasyon açısından da değerlendirilmesi gerekir. O, ahlakı ve takip ettiği siyaset sayesinde orada iyi bir entegrasyon örneği ortaya koymuştur. Öncelikle kendini her seviyeden insana sevdirmiştir. İdarecilerin konumlarına, yerli halkın örf ve âdetlerine karşı saygılı davranmıştır. Halkın faydasını ve idarenin hassasiyetlerini gözetmiştir. İdarede söz sahibi olduğunda, halka âmirane ve baskıcı yaklaşmamıştır. Onlara asimile olma endişesi yaşatmamıştır. Kral başta olmak üzere insanlar onun getirdiği dini kabul etmişse bu, Hazreti Yusuf’un zamana yayarak oluşturduğu sevgi, hoşgörü ve diyalog atmosferi sayesinde olmuştur.” (s 298).Bu takdim yazımda, eserdeki dikkate değer izahların çok azına eşantiyon kabilinden yer verebildim. Asıl istifade, ki-