değildir. Çünkü rüyalar sembolik motiflerle doludur. Rüya yorumlayabilmek için tecrübe birikiminden önce, rüyalarda görülen sembollerin mânâlarını bilmek gerekir. Bunun için de evvela Kur’ân ve Sünnet’i, onlarda yer alan remizleri, onların kâinata bakış açısını, hâdiselere getirdiği yorumları öğrenmek icap eder. Bunları bilmeyenin yaptığı yorumların sıhhatinden emin olunamaz. Diğer bir ifadeyle, rüya yorumlayabilmek için meşhur rüya yorumcusu İbn Sîrin gibi ibn esrar (fizik ötesine ait sırları bilen insan) olmak lazımdır. Sır erbabı olan Yusuf (aleyhisselâm) hem vehbî hem de kesbî olarak elde ettiği ilimle, rüya âlemlerine ait sembollerin dilini biliyor ve ona göre isabetli yorumlar yapıyordu.Olayları yorumlama, onlardan hikmetli sonuçlar çıkarma, rüyalarda görülen misalî levhaları değerlendirme aslında genel olarak bütün peygamberlerde var olan bir özelliktir. Fakat peygamberlerin sahip olduğu diğer hususiyetlerde olduğu gibi bu hususta da hepsi aynı derecede değildir. Peygamber Efendimiz’in hususi konumu mahfuz, diğer peygamberler arasında Hazreti Yusuf bu mânâda öne çıkmaktadır. Bazen bir kimse, sahip olduğu özel bir fazilette, kendisinden üstün olan birinden daha ileride olabilir. Peki neden Hazreti Yusuf bu özelliğiyle diğer peygamberlerin bir adım önündedir? Bunun pek çok hikmeti olabilir. O toplumda rüya yorumu revaçtaydı. Sadece Hazreti Yusuf değil, sûre boyunca görüldüğü üzere, kral başta olmak üzere daha başka şahıslar da hâdiseleri tevil ediyor ve rüya yorumuna önem veriyorlardı. Bu alanda üstün olan biri olmalıydı ki onlara sözünü dinletebilsin. İşte Hazreti Yusuf, bu özelliğiyle geldi, güçlü tevilleri ve isabetli yorumlarıyla insanların nazarını mânâya, öze ve metafiziğe çevirdi. Öyle ki hapishanedeki insanların onun bu özelliği vesilesiyle maddî âlemin ötesine açılıp Allah’a inanmaya başladıklarını rahatlıkla dü-