İçeriğe geç

natif çözüm yolları ortaya koyabilmektir. Yapılan her tahmin ortaya çıkmayabilir; önemli olan, hâdiseleri doğru okuyabilmektir. Te’vîl-i ehâdîs, aynı zamanda, hâdiselerin arkasındaki kader programını Kur’ân okur gibi okumaktır. Nitekim kâinattaki her şey, meydana gelen her hâdise bir âyettir. Biz, Allah’ın kelâm sıfatından gelen Kur’ân’ın âyetlerini tilavet ettiğimiz gibi, Allah’ın kudret ve irade sıfatlarından gelen kâinat kitabında da tekvinî âyetleri okuruz. Te’vîl-i ehâdîs, bu iki âyet çeşidini, bu iki kitabı beraber ve birden okumak demektir. Zaten Kur’ân, kâinat kitabını şerh etmektedir. Te’vîl-i ehâdîs, bir yönüyle, bu iki kitap arasındaki irtibat noktalarını keşfedip ortaya koymaktır.Te’vîl-i ehâdîse muvaffak olabilmek için üç şeye ihtiyaç vardır: Birincisi, hâdiselerin sevk ve idaresinin sadece Yüce Allah’ın elinde olduğuna, aksine ihtimal vermeyecek şekilde inanmak. Evet insan, hâdiseleri doğru görüp doğru yorumlayabilmek için, kâinatta tesadüfe yer olmadığına çok iyi inanmalı, rastlantı veya kendi kendine olma anlamındaki tesadüfün lügatlerde bulunmasından bile rahatsızlık duymalıdır. İkincisi, hayatını şuurlu yaşamalı, gördüğü, duyduğu, okuduğu şeyleri ve yaşadığı hâdiseleri bilgisayara yüklüyor gibi zihninde kayıt altına almalı, sonra onlardan bir neticeye ulaşmalıdır. Biz buna ilim ve hikmet peşinde olma diyebiliriz. Nitekim sûrenin etrafında döndüğü yörüngenin, hikmeti de içine alan ilim olması da bu gerekliliği destekler. Te’vîl-i ehâdîs için gerekli olan üçüncü şey de ilhamdır. Rüya ve olayları yorumlamak biraz da ilhama açık olmaya bağlıdır. Esasında Allah dostları ilk iki maddeyi de ihmal etmeden meselenin daha çok bu tarafına bakarlar. Yani onlar varlık ve olayları değerlendirirken ilhama açık dururlar. Mesela İmam Rabbanî Hazretleri gibi;

67