İçeriğe geç

Mesela Hazreti Yusuf’un kıssasına İncil’de kısaca temas edilirken Tevrat’ta genişçe yer verilir.4 Ancak çoğu zaman, kıssanın önceki semavi kitaplarda anlatılan şekli, Kur’ân’da anlatılanın tamamen aynısı değildir. Hatta bazı kıssalar Kur’ân’dakine tezat teşkil edecek şekilde anlatılır. Bu durum, bazılarının dillendirdiği, Kur’ân kıssalarının geçmiş kitaplardan alındığı iddiasını da çürütmektedir. Kaldı ki Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmî idi ve bu, o dönemin Yahudi, Hıristiyan ve müşrikleri tarafından bilinmekteydi. Dolayısıyla Nebiler Serveri’nin ne Hazreti Yusuf kıssasını ne de diğer Kur’ân kıssalarını önceki kitaplardan okumuş olması mümkün değildir. O dönem Mekke’nin sözlü kültüründe de Hazreti Yusuf kıssası bilinmiyordu. Mekkeliler belki bazı peygamberlerden, bazı kavimlerin yaşadıkları bölgelerden, onların başlarına gelen hâdiselerden genel olarak haberdar olabilirler. Çünkü onların ticaret yolları üzerinde helak olan kavimlerin yerleri vardı. Ancak Kur’ân’da anlatıldığı şekliyle teferruatlı bilgiye sahip değillerdi. Nitekim Kur’ân da yer yer bazı kıssaların Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) ve Mekkeliler tarafından önceden bilinmediğini açıkça belirtmektedir.5Evet, genel olarak bakıldığında Kur’ân kıssalarının ilk hedefinin Allah Resulü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) nübüvvetini tasdik olduğu görülür. Dolayısıyla Kur’ân kıssalarının bir maksadı da Peygamber’e itiraz edenleri susturmak, onların inatlarını kırmak, şüphelerini gidermek ve böylece Allah ve Resulü’ne inanmaları için zemin hazırlamaktır.2. Kur’ân kıssalarının ikinci hedefi, başta Efendimiz olmak üzere hem Asr-ı Saadet’in müminlerini hem de kıyamete kadar gelecek bütün inananları teselli ve takviye etmek ve onlara dersler ve ibretler sunmaktır.

22