du. Aslında her türlü günah karşısında Hazreti Yusuf gibi düşünmek gerekir. Bir mümin, “Keşke zindana atılsaydım da bu günahı işlemeseydim. Allahım bir daha böyle bir günah çukuruna düşmektense hemen oracıkta canımı al.” diyebilmelidir. Daha önce de zikrettiğimiz üzere böyle bir teklif karşısında bir sahabinin kalbi durup ölmüştü. Hakiki müminin duruşu budur. Bu şuurlu duruş, Müslümanlığı şeklen yaşayanların değil, İslam’a yürekten inananların kârıdır. Bir göz kaymasını, bir dudak büküşünü, bir mimiğini bile kendine yakıştıramayıp, keşke zindanda olsaydım da bu cahilliği yapmasaydım, diyenlerin kârıdır. Günümüzde bunlar ne kadar da zor şeyler! Allah Teâlâ bütün müminlere, özellikle de dine hizmet yolunda bulunan herkese bu duyguyu ihsan etsin. Âmin.Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) hapse girmeyi tercih etmesi, yadırganacak bir şey değildir. Zira bohemliğin yaygın olduğu bir dönemde iffetlerine düşkün insanlar, iffet ve izzetlerinin yara almasından, kirlenmesinden korkar ve böyle bir zillet yaşamamak için hapse girmeyi bile göze alırlar. Harama bakmamak için “Allahım gözlerimi alsan!” diye dua bile edebilirler. Bu türlü durumlarda onların söylediklerine değil, söyleyiş niyetlerine bakmak gerekir. Zira onların tek derdi, gözlerinin harama kaymamasıdır. Aslında günah karşısında eğilmeden dimdik durmak çok zordur. Hele günahı rahatlıkla işleme imkânı varken Allah ile irtibatı bir adım öne çıkarıp o günaha teslim olmamak zorlardan zordur. O anda ismet ve iffetini düşünmek, “Böyle bir günaha girip Allah’a isyan etmektense hapse girmeyi tercih ederim.” diyebilmek büyük bir yiğitliktir. Bu yüzden inanan insan, bir yandan gözlerin içine günahın hayalinin bile girmesine müsaade etmeme gayreti içinde olmalı, diğer yandan da her an düşüp kaymaktan Allah’a sığınmalıdır.