İçeriğe geç

cektir. Bu yüzden orada usanma olmayacaktır. Dolayısıyla bu dünyada seyahatini tamamlayan insanın Hazreti Yusuf gibi öteleri arzu etmesi ne kadar yerinde ne kadar tabiî ve ne kadar güzeldir.! Nitekim insan-ı kâmil olan Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ötelere yolculuğu bu açıdan değerlendirilip şöyle denebilir: “Dünya, kemalât-ı Muhammediye’nin inkişafı için yeterli değildi, dardı, kısaydı. Bu yüzden ötelere göç etti. O’nun inkişafı orada devam ediyor.” Efendimiz’in ötelerdeki seyahatini ve yükselişini devam ettiren şey, O’nun o fevkalade donanımı ve iradesinin hakkını vererek aşkın bir hayat yaşamasıdır. Fakat bunun yanında o parlak yükselişin vesilelerinden biri de ezan duasındaki ifadelerdir. Müslümanlar, her gün ezan duasıyla milyonlarca defa O’nun faziletlerinin, derecelerinin artmasını, makam-ı mahmuda ulaşmasını talep etmektedirler. Yüce Allah bu talepleri birer küllî dua olarak alır kabul eder ve Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) murad buyurduğu ufuklara ulaştırır. O büyük ruhların dünyadan ayrılıp ötelere kanatlanma isteklerinin arkasında, vazifelerini devralacak insanların yetişmiş olduğu düşüncesi de olabilir. Bildiğiniz gibi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayat-ı seniyyelerinin bu âlemdeki son günlerinde, emri üzere Hazreti Ebu Bekir’in namaz kıldırmak için mihraba geçtiğini, sahabenin onun arkasında saf tuttuğunu görünce sevinmiş ve tebessüm buyurmuştu.180 Çünkü O’nun en büyük derdi, bıraktığı davanın devam ettirilmesi idi. Bunun için ümmetin beraberlik ve kardeşlik duyguları içinde meseleye sahip çıkması büyük önem arz ediyordu. İşte o namazda bu ruh ve ahengin bir örneğini görmüş ve şükür duyguları içerisinde sevinç göz yaşları dökmüştü.

319