İçeriğe geç
Âyetin sonundakiِ فَاَلَ كَيْلَ لَكُمْ عِ نْدِ ي وَ اَاَلَ تَقْرَبُونifadesinin

“Ne bir hisse bekleyin ne de buralara uğrayın!” şeklinde sert

bir konuşma şeklinde anlaşılması, Hazreti Yusuf’un yumu-

şaklığı, cömertliği ve ince siyasetine çok uygun düşmez. Evet,

Bünyamin’i getirmeleri için siyaseten onlara böyle bir tavır

sergilemiş olabilir. Ancak bu kadar yardım sever, bu kadar

anlayışlı ve bu kadar ince siyaset takip eden bir zatın birden

bire böyle sert bir üslup kullanması pek makul görünmüyor. Ayrıca buraya kadarki ifadeler gayet yumuşak ve incedir. Birden sert bir üsluba geçilmesi, siyak açısından da uygun görünmüyor. Bu açıdan söz konusu ifadeleri, “Kardeşinizi getirmezseniz onun payı size verilmez ama babanızın ve sizin payınızı veririm. Bu arada kardeşinize de cemile türünden bir şeyler gönderebilirim.” şeklinde anlamak daha uygundur.Bu âyetle alâkalı iki soru akla gelebilir. Birincisi, acaba Hazreti Yusuf, Bünyamin’in hayatta olup olmadığını öğrenmek için böyle bir talepte bulunmuş olamaz mı? İkinci olarak da neden ailesinin tamamını değil de sadece Bünyamin’i istedi? Birinci sorunun cevabı olarak şunlar söylenebilir: Kardeşlerine sorup Bünyamin’in yaşayıp yaşamadığını öğrenebilirdi. Belki de öyle bir kardeşlerinin olduğunu öğrendiği için onu getirmelerini istemişti. Ancak yine de tam emin olmak istiyordu. Çünkü Bünyamin onun öz kardeşiydi ve kendi yaşadığı olayları onun da yaşamış olmasından endişe ediyordu. Diğer kardeşleri ona da bir kötülük düşünmüş olabilirlerdi. Başına bir şey gelip gelmediğini merak ediyordu. İkinci soruya gelince, öncelikle vahyin emriyle böyle davranmış olabilir. Eğer vahyin emriyle değil de kendi fetanetiyle hareket etmişse şu hususları göz önünde bulundurmuş olabilir: Hazreti Yusuf, bulunduğu toplumu ve idarenin hassasi-

217