Güven telkin etme adına bu da yetmemiş; Hazreti Yusuf bir adım daha atarak, onların aldıkları zahireye karşılık getirmiş oldukları bedellerini yüklerin içine geri koydurmuştu. Hepsi onun cömertlik, dürüstlük ve hakperestliğine şahit olmuştu. Görüldüğü üzere bunlar oldukça ince siyaset takip etmeyi gerektiren meselelerdir. Elbette bunlar ilimsiz, hikmetsiz olmaz. Bu açıdan sûrenin her tarafında, ana konu olan ilim ve hikmeti gerektiren ifade ve icraatlar görülüyor.
Hazreti Yusuf’un Bünyamin’i sorarken söylediğiْ بِأَخٍ لَكُم
مِنْ أَبِيكُمْifadesi iki mânâya gelir. Birincisi, “Babanızdan diğer kardeşinizi isteyin ve onu da yanınızda getirin.” İkincisi“Baba bir kardeşinizi de getirin.” Bu ikinci mânâya göre düşündüğümüzde şunları söyleyebiliriz: Yusuf (aleyhisselâm)muhtemelen daha önceden kardeşleriyle görüşmüş ve kaçkardeş olduklarını öğrenmişti. Fakat Bünyamin, gelenlerarasında yoktu. Bir dahaki sefere onu getirmelerini istedi. Bu isteğini dile getirirken onun üvey kardeş olduğunuima eden bir cümle kullandı. Bu aslında Hazreti Yusuf’utanımaları konusunda kardeşleri için önemli bir ipucuydu.Fakat kardeşleri bu ayrıntıyı fark edemediler. Fark etselerdi, belki de “Bizim üvey kardeşimiz olduğunu nereden biliyor?” diyerek şüpheleneceklerdi ve gerçekler ortaya çıkacaktı. Ne var ki, kardeşlerinin o esnada Hazreti Yusuf’unsözlerine dikkat kesilip oradaki inceliği anlayacak durumlarıyoktu. Çünkü ciddi fakr u zaruret içindeydiler. Tek dertleri,biriktirmiş oldukları üç beş kuruş karşılığında alabilecekleriyardımı alıp bir an evvel eve dönmekti. Belki de Mısır gibibir yerde, yüksek mevkide bir yetkilinin kendi üvey kardeşlerini bileceğine ihtimal vermemişlerdi. Bu, bir konuya yoğunlaşıp etrafta olup biteni görememe, konuşulanları anlamama psikolojisi açısından üzerinde durulmaya değer birmeseledir.