İçeriğe geç

bir zattır, hatta seçilmişlerin en faziletlisidir. Onun arkasındaki sahabe nesli de seçkin bir cemaattir. Fakat onun tevazuunun neticesi olarak yapmış olduğu bu duayı, daha ziyade herkes kendi adına değerlendirmeli ve şöyle demelidir: “Ya Rabbi, Senin yolunda yapılacak hizmetler için bizi tercih et, başkalarını getirip bizim başımıza koyma, onları bize hâkim kılma. Senin adının dünyanın dört bir yanına duyurulması vazifesini bize lütfet ve bu vazifeyi hakkıyla eda etmeye muvaffak kıl. Hakkını eda edemeyişimizin neticesi olarak bizden bu vazifeyi alma, bizi kendi kısmetsizliğimize mahkûm etme ve düşmanlık yapanlar karşısında bizi zillete düşürme.” Âmin.Allah, Hazreti Yusuf’u seçmişti fakat kardeşleri onu kıskanmışlardı. Kıskançlığın nelere mâl olduğu Yusuf sûresi boyunca görülüyor. O zaman Hazreti Yusuf’u seçen Allah, kendi döneminde Efendimizi (sallallahu aleyhi vesellem) seçti. Mekke’de ona düşmanlık yapan müşrikler, Medine’de ise O’nu kıskanan, O’nun konumunu bir türlü kabul etmeyen münafıklar ve Yahudiler vardı. Bunlar Efendimiz’e çok sert tepki gösterdiler. Çünkü onlar gelecek peygamberi kendi kavimlerinden bekliyorlardı. Onun başka bir kavimden gelmesi, onları şiddetli bir kıskançlığa sürükledi. Onlardaki kıskançlık damarını bilen Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), onlara çok yumuşak yaklaşmasına, oturup onlarla anlaşma yapmasına rağmen kıskançlıktan kurtulamadılar. Buna rağmen yine de içlerinde inananlar olmuştu. Fakat biz onlardan sadece belli birkaç şahsı biliyoruz. Abdullah İbn Selâm (radı-

yallahu anh) bunlardan biridir. Kur’ân onuٓوَشَ ِهَِدَ َشَ اِهٌِدٌ ِمِْنْ َبَِنِٓىِإِْسْ َرَآئيَلَİsrailoğulları’ndan bir şahit de şahitlik etti.”156ifade�siyle yâd eder.

Elbette, Yahudiler içinde Allah Resulü’ne inanan sadece Abdullah İbn Selâm değildi. Daha başka inananlar da vardı.

286