İçeriğe geç

Âyetlere meal verip onları tefsir ederken peygamberlerin (aleyhimüsselâm) hususi durumlarını, Allah katındaki kıymetlerini nazara almak gerekir. Ümitsizlik, bezginlik gibi sıradan insanlar için geçerli olan şeyler onlar hakkında düşünülemez. Çünkü onların Allah Teâlâ ile özel bir irtibatları vardır. Kendi başlarına hareket etmezler. Hep vahyin kontrolünde yaşarlar. Bu yüzden onlar hakkında seçilecek kelimelere çok dikkat etmek gerekir. Evet, peygamberlere kesinlikle ümitsizlik isnat edilemez. Zira onlar doğrudan Allah’a dayanıp güvenir ve vazifelerinin sadece tebliğden ibaret olduğuna inanırlar. Kalplere nüfuz edip orada hidayeti yerleştirmek gibi bir vazifelerinin olmadığını çok iyi bilirler. Bu inanç ve şuurla, durmadan duraksamadan yollarına devam ederler. Günümüzde belki her devirde olduğundan daha fazla ümitsizlik rüzgarları esiyor. Gelip çarpan hâdiselerle her defasında bir kere daha ümitler sarsılıyor. Ama hep hatırda tutulmalıdır ki “Ye’s mâni-i her kemaldir.”186 Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bu veciz ifadesi bize ümitsizliğin, ilerleyip yükselmenin önündeki engellerin başında geldiğini söyler. Yine hatırlanacağı üzere bu konudaki en güzel söz ve tavsiyelerden biri merhum Mehmet Akif’e aittir:

“Ye’s öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun. Ümmide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar; Me’yus olanın ruhunu, vicdanını bağlar.”

Peygamber efendilerimize bahşedilen sürpriz gelişmeler bizim için de her zaman söz konusudur. Olayların yönü beklenmedik şekilde inananların lehine değişebilir. Yeter ki onlar hak bildikleri yoldan sapmasın, Allah yolunda ihlas ve uhuv-

341