yana o en önemli vazifeyi hakkıyla yerine getirerek kendinden sonrakilere de çok güzel bir örnek oldu.Yine Hazreti Yusuf’un köle olarak ucuz bir fiyata satılması, dünyalık adına hiçbir şeyinin kalmaması ve tamamıyla Allah’a muhtaç olduğunu idrak etmesi, tasavvuftaki fakr, tecerrüd, fenâ fillâh gibi kavramların pratikleridir. Hazreti Yusuf, bu tür imtihanlar neticesinde dünyanın dünyaya bakan yönünden tamamen sıyrılmış ve kendini tamamen Allah’a vermiş, bütün benliğiyle O’na yönelmişti. İşte kıssayı bu açıdan okuyan insan şu idrak seviyesine ulaşır: İnsanı yaratan, sahip olduğunu düşündüğü her şeyi ona veren Allah’tır. Fakat insan, kendisine verilenleri sahiplenir de onların gerçek sahibini unutur. Allah, kuluna olan merhametinin bir tecellisi olarak ona Kendisini hatırlatmak ve onu bencillik ve şirke giden yollardan kurtarmak için zaman zaman kulunu musibetlere maruz kılar. Bununla kulunu bir nebze de olsa dünyaya küstürmek, onun kalbini dünya sevgisinden arındırıp Kendisine çekmek ister.