İçeriğe geç

da üstünlüğünü nazara vermek istiyorum. Allah Resulü’nün de çocukları ve torunları vardı. Onları çok seviyor ve şefkatle bağrına basıyordu. Kimi zaman alıp kucağına oturtuyor, öpüp kokluyor kimi zaman da omuzlarına alıp gezdiriyordu. Fakat onların her birine eşit davranıyor ve birini diğerine tercih etmiyordu. Sadece belki Hazreti Fatıma validemize ayrı bir alâka duyuyordu fakat bunu da diğer çocukları vefat ettikten sonra ortaya koyacaktı. Ona olan ilgisi de Hazreti Yakub’un Hazreti Yusuf’a olan ilgisine benzer şekilde, bırakacağı vilâyet mirasının taşınmasıyla alâkalıydı. Zira Efendimiz’den sonra nübüvvet bitse de o nübüvvetin vilâyet buudu Fatıma validemizin evlatlarıyla devam edecekti. Vilâyet-i Ahmediyeyi temsilde, Ehl-i Beyt’ten gelen evliyaullah öncü rolü üstleneceklerdi. Allah Resulü, Allah’ın gördürmesiyle bunu gördüğü için o mübarek neslin annesi olan kızına ayrı bir değer veriyordu. Fakat burada da çok hassas hareket ediyor, diğer çocuklarını en ufak bir hazımsızlığa sevk etmeme noktasında muvaffak oluyordu. Evet, Kur’ân’ın beyanıyla, peygamberler arasında fazilet farkı olduğuna göre,55Yakup (aleyhisselâm) ile Efendimiz arasında bu konuda böyle bir farkın bulunması gayet normaldir. Elbette bu tür konularda temkinli olmak ve o konuları peygamberlerin Cenab-ı Hak’la münasebetleri açısından değerlendirmek gerekir.Burada Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) kardeşlerinin yaş ve mesuliyet durumunu bir kere daha hatırlamakta fayda var: Yusuf aleyhisselâmın elinden tutulup kırlara götürülecek, orada kuyuya atılacak kadar küçük yaşta olması, fakat beri tarafta sûrenin başındaki rüyayı görüp bunu babasına anlatacak ve babasından tedbirli olma konusunda uyarı alacak kadar da aklî erginliğe sahip bulunması onun ve kardeş-

81