İçeriğe geç

onu sürer sürmez, ameliyat yapılmış gibi mucizevî bir şekilde açılmıştır.

Mısır’a Davet

Bütün gerçekler ortaya çıktıktan sonra Yusuf (aleyhisselâm), Mısır’dan Kenan’a, ailesinin yanına gitmiyor; aksine ailesini Mısır’a getiriyor. Psiko-sosyal açıdan bunun sebep ve hikmetleri üzerinde durmak gerekir. Şu mülahazalar akla gelebilir: Daha önce de üzerinde durduğumuz üzere, Mısır’ın idare ve toplum yapısı içinde bir kast sistemi vardı. Dışarıdan gelen insanları kabul edip kendilerinden biri olarak görmeleri kolay değildi. Hazreti Yusuf’un ise orada bir kredisi, itibarı vardı. Bu krediye rağmen, Kenan’a gidip gelmesi idarî yapıda ve toplumda şüphe uyandırabilirdi. İdarî refleksle hareket edip, nerelere ve neden gittiğini, kimlerle görüştüğünü sorgulayabilirlerdi. Hem oradan çıktığında bir daha oraya dönebilir, gelip eski konumuna sahip olabilir miydi? Bu tür durumlardan dolayı Hazreti Yusuf hep onların gözünün önünde olmayı tercih etmişti.Diğer yandan onların, görkemli, göz alıcı, aynı zamanda ilim irfan sahibi bir aile olarak Mısır’a yerleşmeleri, Mısırlıların Hazreti Yusuf hakkındaki kanaatlerini pekiştirmeye vesile olmuştur. Yani onun soyu, nesebi bilinmeyen meçhul biri olmadığını, asil bir soydan geldiğini bu vesileyle görmüşlerdir. Hazreti Yusuf’un Kenan’a gidip gelmek yerine tamamen oraya yerleşmesi, onun misyonu açısından da uygun olmazdı. Zira ülkenin merkezinde olmak, tanınma, nüfuz elde etme ve insanlara ulaşma açısından her zaman daha avantajlıdır. O, bu avantajları kullanarak vazifesini eda etmiş ve ideallerini gerçekleştirmiştir.Başka bir zaviyeden baktığımızda meselenin zamana bağlı götürülmesi gerektiğini de düşünebiliriz. Yani Hazreti Yusuf’un yaptığı işlerin bir süreç içerisinde olması gerekiyordu. O bir senarist değildi. Oturup senaryo yazar gibi olacak olayları yazıp

297