İçeriğe geç

kusuyla hapsi tercih etmesi onun iffetine ne kadar düşkün olduğunu gösteriyordu. İnsanların nazarında güzelliğiyle elde ettiği krediyi iffetiyle pekiştirmiş ve gönüllerde taht kurmuştu. Bu açıdan, Allah vergisi olarak sahip olunan şeyler önemlidir fakat onları esas değerine ulaştıran şey, insanın iradesiyle işleyeceği güzel amellerdir. Verilen o nimetleri yerli yerince kullanmaktır. Allah korusun, insan bazen Cenab-ı Hakk’ın verdiği güzellik, boy, endam gibi şeyleri dünyalık şeyler için kullanır, böylece şeytanın ağına takılıp kendini çok ucuza pazarlayabilir.

Kadınların Hazreti Yusuf’un güzelliği karşısındaِ ِ َحَاَشَ

“Aman Allahım!”veٌَمََلٌَكٌ َكَِرِيٌمBu bir melek!”gibi ifade�

ler kullanmaları o günün insanında –daha önce de dikkat çektiğimiz gibi– şöyle böyle bir metafizik inancın ve medenî anlayışın olduğunu gösteriyor. Bazı tarihçi ve tefsircilerin dediğine göre, putperestliğin hâkim olduğu o dönemde kendilerini gizleyen müminler vardı. Hatta o günkü Mısır melikinin konuşmalarına bakılırsa idaredeki bazı insanların belli bir inanca sahip oldukları kanaatine varılabilir. Mesela melik, rüyaya ehemmiyet veriyor ve onun yorumunu merak ediyor. Ayrıca kendisine melik sıfatıyla hitap ediliyor, firavun denilmiyor. Tarihçiler Mısır’ın kaderine her dönemde farklı aile ve hanedanların hükmettiğini belirtirler. Daha önce de geçtiği üzere, bir kısım rivayetlere göre o günkü yönetici kadro Hicaz bölgesinden gelmişti ve elli yıldır idareye hâkim idiler. Yönetimin farklı aileler arasında el değiştirdiği o dönemde böyle bir şeyin olması makul görünmektedir. Rivayetlere göre o günkü kralın isminin Arapçadan gelen “Reyyan” olması da bunu gösteriyor. Reyyan, suya kanmış demektir ve aynı zamanda cennet kapılarından birinin de adıdır. Bazı tarihçilere göre

145