İçeriğe geç

de Kur’ân’da bu çerçevede kullanılmıştır.لما امون تلط خصلاط أأعنوة“Kanepelerde geriye yaslanıp otururlar.”99âyeti buna birmisaldir.

Kadınlar rahatça oturacakları yere kurulmuş ve arkalarına yaslanıp yiyip içmeye başlamışlardı. Karşılarına birden Yusuf (aleyhisselâm) çıkınca, ona hayran kaldılar. Öyle ki ellerindeki bıçaklarla meyveleri de ellerini de kestiler. Demek ki Hazreti Yusuf’ta (aleyhisselâm) öyle büyüleyici bir güzellik vardı. Görenler kendilerinden geçiyordu. Kadınların Yusuf’u (aleyhisselâm) görür görmez büyülenmeleri ve ellerini kesecek kadar kendilerinden geçmeleri, Hazreti Yusuf’un saray çevresinden dışarı çok çıkmadığını, hep belli bir alanda bulunduğunu ve dolayısıyla insanlar tarafından fazla bilinmediğini gösteriyor. Aksi takdirde, tanınıp bilinen bir insan karşısında bu kadar şaşırılmazdı.Hazreti Yusuf’a (aleyhisselâm) fevkalade bir güzellik verilmesinin elbette bazı hikmetleri vardır. Belki misyonu icabı gittiği Mısır’da bir ilgi uyandıracaktı. Belki o günün insanını en çok etkileyen şeylerden biri dış güzellikti. Genelde insan yabancı birini görünce başta biraz yadırgar. Fakat Hazreti Yusuf’u görenler güzelliğinden dolayı onu yadırgamayacak, hatta onu hemen seveceklerdi. Böylece, anlatacağı şeyleri kabule onun güzelliği önemli bir zemin hazırlayacaktı. Daha önce de dikkat çektiğimiz gibi, elbette meseleyi sadece Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) dış güzelliğine bağlamamak gerekir. Evet, o ilk etapta güzelliğiyle arz-ı endam etmişti fakat o oranda da iffetliydi, başka bir ifadeyle iç güzelliğine sahipti. Tam güçlü ve alımlı olduğu bir dönemde, günah karşısında dik durup Allah’a sığınması ve günaha düşme kor-

144