İslam’ın ilk çilekeşlerinden İmam Rabbanî’ye, ondan da Bediüzzaman’a kadar hayatının önemli bir kısmını hapiste geçirenler orada hep Hazreti Yusuf gibi hareket etmiş ve orayı bir medrese-i Yusufiye (Hazreti Yusuf’un okulu) olarak görmüşlerdir. Elli yaşından sonra vefatına kadar hayatının yaklaşık otuz yılını hapiste ve gözetim altında geçiren Bediüzzaman Hazretleri’nin kullandığı medrese-i Yusufiye tabiri, daha sonra onun takipçileri tarafından da kullanılmış ve hapiste geçirilen süreyi değerlendirme adına önemli bir motivasyon kaynağı olmuştur. Evet, hemen her dönemde, peygamber yolunun yolcuları için medrese-i Yusufiye, bir kader hâline gelmiştir. Geçmişte olduğu gibi günümüzün hapse düşen çilekeşleri de kendilerini medrese-i Yusufiye talebesi olarak görmeli ve hapiste geçirdikleri zamanı Hazreti Yusuf gibi değerlendirmelidirler. Nitekim böyle yapanların sayısı az değildir.