iyice açıklasın.”22 âyetinde de buyurulduğu üzere her peygamber, mesajlarını kendi kavminin diliyle sunmuştur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Arap olduğu, Arapların içinden çıkıp geldiği için ve ilk muhatapları da Arap olduğu için Kur’ân Arapça inmiştir. Fakat Efendimiz’in Arap coğrafyasından çıkması ve dolayısıyla O’nun sunacağı mesaj olan Kur’ân’ın Arapça olması –hâşâ– tesadüf değildir.
Arap harflerinde ayrı bir musiki, canlılık ve ses zenginliği vardır. Bu harflerin bazıları dudak, bazıları boğaz, bazıları ağız boşluğu, bazıları da dil ve dişler kullanılarak çıkar. Dolayısıyla Arapça konuşulurken ağız ve boğazın her tarafıyla beraber diyafram ve göğüs kası da etkili bir şekilde kullanılır. Bu yönüyle Arapça, mânâların kalıpları olan kelimeleri seslendirmede büyük bir zenginliğe sahiptir. Âlemlerin Rabbi’nin, açık ve açıklayıcı olan kitabını, hemen bütün sesleri ifade etme kudretine sahip bir dil ile göndermiş olması çok önemlidir ve ayrıca bu, O’nun bu
dile bir ihsanıdır.ِ ذٰلِكَ فَضْ لُ اهللِ يُؤْ تِيهِ مَنْ يَشَۤاءُ وَ اهللُ ذُو الْفَضْ ل
“الْعَظِيمِİşte bu, Allah’ın dilediği kimselere olan bir ihsanıdır. Allah büyük lütuf sahibidir.”23
Öte yandan Arapçanın, özellikle de Kur’ân’ın indiği dönemdeki Arapçanın kelime hazinesi oldukça zengindir. Öyle ki, sadece deveyi ifade etmek için bile onun farklı özelliklerini vurgulayan yüzden fazla sözcük kullanılmıştır. Aynı zamanda Arapça, büyük bir iştikak (türeme) zenginliğine sahiptir. Bir kökten çıkan yirmiden fazla kelime kalıbı, bir fiilden türetilen yirmiden fazla fiil kipi vardır ve bu, oldukça geniş bir mânâ yelpazesi oluşturur. Bazı dilcilerin tespitine göre Arapçada yüzlerce isim ve fiil kalıbı mevcuttur. Netice itibariyle Arapçadaki farklı kalıplar ve kalıpların kendi içindeki harf ve
Dipnotlar
- İbrahim sûresi, 14/4.
- Cuma sûresi, 62/4.