İçeriğe geç

onun gelecekte önemli bir konuma yükseleceğini ve büyük bir misyon eda edeceğini bilemediler. İkinci olarak, onu üç beş kuruşa satarak o dönemin anlayışına göre onun değerini oldukça düşürdüler. Üçüncü olarak da hür bir insanı köleleştirmek suretiyle onu değersizleştirdiler ve ondan ha-

ram kazanç elde ettiler. Bu son yaklaşıma göreٍ بِثَمَنٍ بَخْ س

ifadesi, ‘haram para’ anlamına gelmektedir. Üst üste işledikleri bu günahlarla aslında yapmak istedikleri şey, Yusuf’un(aleyhisselâm) bir an evvel o civardan gitmesiydi. O telaş veaceleyle elleri ayakları birbirine dolaşıyordu. Bu psikolojideyken onun gerçek değerini düşünemezlerdi. Görüldüğü gibiâyette resmedilen ruh hâleti, Yusuf’u satanların onun kardeşleri olduğu görüşüne daha uygun düşmektedir. Bu yaklaşıma göre, köle alışverişinin normal olduğu bir dönemdetüccarların onu götürüp telaşla birkaç kuruşa satmaları çokmuvafık görünmüyor. Onların telaş etmelerine gerek yoktuve dolayısıyla rahat bir şekilde istedikleri fiyata satabilirlerdi. Hızlı bir şekilde elden çıkarma psikolojisi kardeşleri böylekatmerli suçları işlemeye sevk etmişti. Ardından suçlarını itiraf edecekleri güne kadar uzun bir dönem suçluluk psikolojisiiçinde yaşadılar.Yusuf’u tüccarların sattığı yönündeki görüşü esas aldığımızda şu mülahaza da muhtemeldir: Issız bir kuyudan garipbir şekilde güzel bir çocuğun çıkması normal bir şey değildir.Bu hayret edilecek bir durumdur. Kuyudan su çıkaran tüccarınٌيَا بُشْ رٰ ى هٰذَا غُاَلَ مMüjde! Bir çocuk buldum.”cümlesi hemanlam yönüyle hem de musikisiyle bu hayreti ifade etmektedir. Hayretlerinden şu düşüncelere kapılmış olabilirler: “Belliki bu çocuk bir maceraya kurban gitmiş. Onun mutlaka birsahibi olmalıdır. En iyisi, sahibi gelmeden onu alıp gidelim

109