İçeriğe geç

lerde esen yeller Eyyub’a hayat ırmağından bir ses, Yakub’a Yusuf’un gömleğinden İbrahimî bir koku duyurmakta.”77

Hazreti Yakup, çocuklarının yalanını onların yüzüne vurmasa da bunu onlara hissettirmeyi ihmal etmemiştir. Rivayet edildiği üzere, Yakup (aleyhisselâm), kana bulanmış gömleğin parçalanmamış olduğunu görünce “O nasıl insaflı bir kurtmuş ki Yusuf’u yediği hâlde gömleği yırtmamış.” demiştir.78 Bu sözüyle aslında o, acı bir gerçeği, tamamen suçlama üslubuna girmeden, bir ima ve işaretle göstermiş oluyordu. Bazıları bu gömleğin Hazreti İbrahim’in ateşe atılırken giydiği gömlek olduğunu zannederek “Ateşin yakmadığı gömleği kurt nasıl parçalasın?” demişlerse de esas konu bu değildir. Burada esas alınması gereken mesaj, yalan söyleyen insanların mutlaka bir yerde açık verecek olmalarıdır. Yalana başvuranlar gerek telaşlarından gerek sadece menfaatlerini düşündüklerinden dolayı her şeyi hesap edemezler. Mutlaka bir yerde kendilerini ele verecek bir boşluk bırakırlar. Tıpkı bugün masumlara zulmeden siyasilerin yaptıkları gibi. Fesada girerek yalan söylüyorlar, yalanlarında açık veriyor, o açıkları kapatmak için ayrı bir yalan daha söylüyorlar. Böylece falsoyalan fasit dairesinde çırpınıp duruyorlar. Fakat bir gün ehl-i insaf, yalanları mutlaka anlar ve her şey ortaya çıkar.Hazreti Yakup, çocuklarının yaptıkları karşısında içi yansa da suçlayıcı bir tavır takınıp onlara sırtını dönmüyor. Derdini içine atıyor ve Allah’tan sabr-ı cemil talebinde bulunuyor. Bu talebini ileride bir kez de Bünyamin’in Mısır’dan dönmemesi sebebiyle ifade edecektir. Sabr-ı cemil, bir tabir olarak ‘güzel sabır’ demektir. Bu sözün esas mânâsını ise şu âyet açık-

lar:ِإِنَّمَۤا أَشْ كُو بَثِّي وَ حُزْ نِۤي إِلَى اهللTasamı, dağınıklığımı Allah’a
105