İçeriğe geç

lamada ise bu risk asgariye iner. Başak hâlindeki ürünleri yiyen hayvancıklar da bulunabilir, ancak ürün büyük oranda muhafaza edilir. Bu mesele ziraat ve gıda sektöründe üzerinde durulması gereken bir husustur ve bilimsel araştırmalarda ele alınmalıdır. Çeşitli tip silolarda buğday saklamanın tarihi eski olsa da modern silolara geçiş süreci yaklaşık yüz elli-iki yüz yıllık bir geçmişten ibarettir. Bu durum göz önüne alındığında, bundan yaklaşık dört bin yıl önce bu meselenin bir peygamber tarafından gündeme getirilmiş olması, olayın vahyin tezahüründen başka bir şey olmadığını göstermektedir. Kaldı ki bugün buğday dane hâlinde çeşitli silolarda saklansa da henüz onun başak hâlinde saklanmasına –bazı küçük denemelerin dışında– geçilebilmiş değildir. Yani işin ne kadar isabetli olduğu tespit edilmiş olsa da bu henüz pratiğe dökülüp yaygınlaştırılamamıştır. Bu arada belirtmemiz gerekir ki âyette ‘ekersiniz’, ‘hasat ettiğiniz’ gibi ifadelerden her ne kadar ilk olarak buğday anlaşılsa da bizzat buğday zikredilmediğinden, üzerinde durduğumuz saklama yöntemi sadece buğdaya has olmayıp bütün hububatı içine alır. Hububatın başak hâlinde saklanması dışında peygamberlerin öncülük ettiği saat ve geminin yapılması, demirin eritilip ondan eşya imal edilmesi gibi daha pek çok keşif ve icat vardır. Normal insan aklıyla bulunamayacak ya da bulunması uzun zaman alacak bu tür yenilikler, peygamberler sayesinde herhangi bir tecrübeye dayanmadan hemen ortaya konabilmiş ve bunlar çağları etkileyecek yeni çığırlar açmıştır. Sadece taneli bitkilerin saklanması ve kültüre alınmasını düşündüğümüzde, konunun peygamberlerle irtibatı tahmin edilebilir. Çünkü binlerce yıl önce verimli Nil bölgesinde ve Mezopotamya topraklarında uygulanan bu tecrübe ile Kur’ân’da adı geçen peygamberlerin bu coğrafyalarda gel-

183