İçeriğe geç

rup talep edenler için” ifadesinin bu rivayetle açıklanmasına da itiraz etmem. Bu rivayete göre, Efendimiz’e gelip soru soranlardan kastedilen öncelikle sahabe efendilerimizdir. Başkaları da sorular sormuşlardır. Mesela Beyhakî’deki bir rivayete göre Medine’deki Yahudiler Efendimiz’e gelip Yusuf kıssasını nereden öğrendiğini sormuşlar, Allah Resulü de Allah’ın öğrettiğini söylemiştir.48Allah Resulü, Yusuf sûresini okuyunca bu, Yahudilere o zamana kadar duydukları ve okudukları kıssadan çok farklı gelmişti. Zira anlatılanlar Eski Ahit’teki gibi değildi. Kıssaya çok farklı bir eda hâkimdi. Yahudiler bunu fark ettikleri hâlde yine de inat ettiler ve inanmadılar. Aslında tam da teslim olacakları noktaya geliyor ama yine de kabul etmemekte ısrar ediyorlardı. Hâlbuki onların bakış açısıyla düşündüğümüzde, Efendimiz onlara çok hakperestçe, hakikatperestçe davranıyordu. Yahudiler O’nun peygamberliğini kabul etmemelerine rağmen O, onların peygamberlerinden bahsediyordu. Yani onlara karşı bir garazı yoktu. O bir peygamberdi. Fakat onlar bunu anlamak istemiyorlardı. Anlamak istemedikleri için de Kur’ân’ın verdiği dersi almıyor, onun mesajından istifade edemiyorlardı. Hâlbuki Kur’ân, az önce de geçtiği üzere, ihtiyaç tezkeresiyle, insaflı olarak, anlamak ve ibret almak için ona yönelenlere sırlarını açıyordu. Hazreti Yusuf kıssasına sadece bir kıssa nazarıyla değil örnek bir hayatın anlatımı olarak bakıldığında, onda hemen herkesin kendisine ait bir şeyler bulacağı sahnelerin olduğu görülecektir. Her sahnede imana dair, insana dair ayrı bir hakikat işlenmekte, bütün hâdiseler hep bir maksadın etrafında cereyan etmektedir. Sûredeki olaylara yukarıdan geniş bir nazarla bakabilsek, olan biten hâdiselerin hikmetlerini merak edip

74