İçeriğe geç

Aynı ifadeإِنّا مكنا لَه في الْأَرْضٍ وَانَينَاهُ مِنْ كل شَيْءٍ سا طناقته عن سواصقاصداBizona dünyada geniş imkânlar verdik ve onun ihtiyaç duyduğu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik”132âyetindeHazreti Zülkarneyn için de kullanılmıştır. Orada da yine aynımânâlar düşünülebilir. Nitekim Allah, Hazreti Zülkarneyn’eçok büyük imkân ve hâkimiyet vermiş, maddî manevî terakkinin yollarını onunla açmıştır. Öyle ki o, doğuda ve batıdainsanları hükmü altına almanın yanında, demiri ve bakırı kullanmak suretiyle maddeye hâkimiyetini ortaya koymuştur.مَكَّنَّاkelimesinde önemli bir tevhid vurgusu vardır. Şöyle ki;Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) Mısır’da yerleşip makam elde etmesinde her ne kadar kralın rolü olmuşsa da esasen bunu yapan ve yaratan, Allah’tır. Bundan dolayıdır ki sebepleringöz önünde zincirleme akıp gittiği yerlerde bile esas fail olarakAllah’ın unutulmaması, gerçek yapan ve yaratanın O olduğunun hatırlatılması gerekir. Böyle bir hatırlatmaya insanlarınher zaman ve zeminde ihtiyacı vardır. Çünkü gücün, makamın, iktidarın, kralın ve krallığın konuşulduğu yerde zihin, sebeplere daha fazla yönelir ve onlara olduklarının ötesinde birmakam ve rol vermeye başlar. Zihin ve gönüldeki bu kaymanın önüne geçmenin en tesirli yolu, orada sonsuz kudret veirade sahibi Allah’ın hatırlanmasıdır. Kur’ân’ın en temel konusu ve biricik maksadı tevhid olduğundan, zihinlerin ve gönüllerin kayabileceği bu noktada tam yerinde bir ihtar yapılmıştır.Daha önce de geçtiği gibi Yusuf (aleyhisselâm), sûredebeş defa muhsinlerden biri olarak nazara veriliyor. Muhsin,Allah’ı görüyor gibi ya da en azından Allah tarafından görülüyor olduğu düşüncesiyle hareket eden ve hep iyiliklerde bulunan insan demektir. Bu kelimenin çoğul gelmesinden bütün peygamberlerin muhsin olduğu anlaşılır. Peygamberlerindışında da kendi derecelerine göre ihsan makamına ulaşan

208