İçeriğe geç

Fakat geçmişe ve geleceğe gidilip olayların bir bütün hâlinde analiz edilmesine rağmen ufukta bir ışık görünmüyorsa o durumda “sabr-ı cemil” deyip sabretmek gerekir. Zaten sabr-ı cemil, böyle bir zamanda gösterilen sabırdır. Yoksa ışığın göründüğü, güzellik emarelerinin belirdiği zamanlarda gösterilene, “sabr-ı cemil” denmez. Evet sabr-ı cemil, ortalığın kapkaranlık olduğu, ümit verecek bir kıvılcımın dahi bulunmadığı bir dönemde Allah’ın takdirine razı olup ah u vah etmeden, bağırıp çağırmadan, vurunup dövünmeden dişini sıkıp beklemektir. Bir ışık görünüp emareler ortaya çıkmaya başladığında, bu şundan dolayı olmuş, bu bundan dolayı olmuş, şu benim hatalarımın cezasıymış, onun hikmeti de buymuş gibi değerlendirmeler yapılacak hâle geldiğinde gösterilen sabır da bir sabırdır ama sabr-ı cemil kadar güçlü ve kıymetli değildir. Allah Resulü’nün “Esas sabır, şokun ilk yaşandığı anda gösterilen sabırdır.”144 hadisini bu mânâda anlamak gerekir. İşte Hazreti Yakub’un iki defa tekrar ettiği sabr-ı cemil de Efendimiz’in bu hadiste tarif buyurduğu sabırdır.

263