İçeriğe geç

Kardeşleri o âna kadar Hazreti Yusuf’u tanımamış, o kadar gelip gitmelerine rağmen Mısır’ın yerlileri olan Kıptilerden onu ayırt edememişlerdi. Aslında onu bazı ipuçlarından yola çıkarak tanıyabilirlerdi. En azından şüphelenmeleri gerekirdi. Belki yöresel kıyafetler içerisinde olduğundan onu tanımamış olabilirler. Fakat bundan ziyade meselenin psikolojik yönü ağır basıyordu. Zira onların dertleri başlarından aşkındı. Tek meseleleri vardı; o da erzak alıp memlekete dönmekti. Sadece buna yoğunlaşmışlardı. Başka şeyleri detay sayıyor ve onlara dikkat etmiyorlardı. Bu sebeple azizin Hazreti Yusuf olabileceğini hiç tahmin edememişler, bundan şüphe bile duymamışlardı. Günümüze gelene kadar Kur’an-ı Hakîm’in derli toplu psikolojik bir tefsiri yapılabilmiş olsaydı, bu ve benzeri söz ve davranışların psikolojik temellerini daha iyi görme imkanımız olacaktı. İnşaallah, bu zamana kadar yapılamayan çalışmalar bundan sonra yapılır ve biz de istifade ederiz. Zira bu, Kelâmullah olan Kur’an’ın hakkı, Kur’an talebelerinin de vazifesidir. Hâdiseler, geçmişten günümüze birbirine benzer şekilde cereyan ettiğinden, onlarda her asra olduğu gibi günümüze de ilham olacak şeyler vardır. Bu yüzden onlara alıcı bir gözle ve ibret nazarıyla bakılmalı, onlar vesilesiyle gelecek olan ilhamlara açık durulmalıdır. Bu açıdan bakılırsa Hazreti Yusuf ile kardeşlerinin yaşadığı her bir olayda günümüzle örtüşen bazı yönler bulunabilir. Onları görebilirsek işte o zaman Kur’ân’dan gerektiği ölçüde istifade etmiş oluruz. O olaylara bizimle alâkası olmayan, geçmişte olup bitmiş hâdiseler nazarıyla bakarsak, onlardan ne ders alabiliriz ne ibret ne de ilham. Bu açıdan Kur’ân’a vicdanla yönelip onun ne anlattığını anlamaya çalışmamız gerekir ki içten gelerek “Kur’ân, tam bana/bize göre!” diyebilelim. Bunu diyemiyorsak, ona çok uzaktan bakıyor ve onu geçmişte inmiş, o dönemin insanla-

282