Âyette azizin karısı önce diğer kadınlara karşı serzenişte bulunuyor, sonra kendisini kınıyor. Ardından da zaafınımüdafaaya kalkıyor. Cismaniyetin kulu-kölesi olan ve aynızamanda şahit konumundaki aristokrat arkadaşlarına,“İştehakkında beni kınayıp durduğunuz genç bu!”diyerek onungüzelliği karşısında yenildiğini itiraf ediyor. İlk itirafınıْوَ لَقَد“رَاوَ دْتُهُ عَنْ نَفْسِ هِBen ondan kâm almak istedim.”şeklinde dilegetiriyor. İkinci itirafını ise,َ“فَاسْ تَعْصَ مAma o, şiddetle bundankaçındı.”sözleriyle ifade ediyor. Böylece bütün baştan çıkarma çabalarına rağmen Hazreti Yusuf’un iffetli ve sağlam durduğunu vurgulamış oluyor.
Kadının bu itiraflarından, her şeye rağmen içinde bir nebze insaf barındırdığı anlaşılmaktadır. Nitekim onun daha sonraları iman edip daima Allah’ı zikreden bir kadın haline geldiği de söylenir.103 Eğer bu haber doğruysa, hidayetinin ondaki bu kadarcık insafa karşılık bir mükâfat olduğu da düşünülebilir. Fakat burada insaflı bir tavır sergilemesine rağmen yine de isteğinden asla vazgeçmiyor. “Eğer istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse girecek ve rezil olacak.” diyor. Demek cismanî arzuları o kadar baskındı ki etrafın ayıplamasına, yadırgamasına aldırmadan istediğini yaptırmaya çalışıyordu. Daha da kötüsü, bu pes duygularını ulu orta rahatlıkla ifade edebiliyordu. Demek ki böyle şeyler o dönemde ve o coğrafyada normal görülüyordu. İmtihan çeşitlerinden biri olan bu meselenin günümüz nesillerine iyi bir çerçeve belirlenerek anlatılması çok önemlidir. Yani “Bu yolun sonu çıkmaz sokaktır. Kendinizi bir kaptırırsanız geriye dönüşü çok zordur veya imkânsız gibidir. En iyisi baştan sağlam durmak ve o yola hiç girmemektir!” deyip onların baştan tedbirli olmaları sağlanmalıdır. Günah yoluna girmeden önce günahtan kaçmak daha kolaydır. Fakat o yo-