“mükne”sayesinde,َُيََتََبََّوَُءُ ِمِْنَْهَا َحَْيُْثُ َيََشَ اُۤءşeklinde ifade edildiğiüzere, orada dilediği yere yerleşebileceği geniş imkânlar buldu, hâkimiyet elde etti ve duygu ve düşüncelerini gerçekleştirme fırsatlarını yakaladı. Öyle ki Mısır’da artık dilediği yerdedilediği şekilde hareket eder hâle gelmişti. Tabii bu seviyeyegelmek için ilim şarttır. Sûrenin yörüngesinin ilim olduğunuhesaba katarsak mükne sahibi olmak, geniş imkânlar eldeederek devleti ve halkı sevk ve idare etmek için en önemliunsurun ilim olduğunu söyleyebiliriz.
Hazreti Yusuf küçük yaştan itibaren Allah’ın sıyanet ve inayetine mazhar olmuştu. Daha başta kuyuya atılırken Allah onu “Zamanı gelecek, onlara bu yaptıklarını hatırlatacaksın!”83 diyerek teyit etmiştir. Ayrıca kuyuya atıldığı sırada yedi sekiz yaşlarında olduğunu kabul ettiğimiz durumda, o zamana kadar Yusuf’un şuuraltı müktesebatının babasının evinde oluşmuş olduğunu düşünebiliriz. Yani babasından gördüğü o güzel hayat ve fevkalade hâller onun duygularını ve bilincini yeterince beslemişti. O, evinden böyle bir donanımla ayrılmıştı. Ardından Mısır gibi hâkim bir kültürün olduğu şehre geldi. Orada da Allah’ın özel koruması altındaydı. Bu sebeple saflığını hep korudu. Bu arada dünya adına göreceği şeyleri orada gördü, tanıdı. Diğer bir tabirle dünyayı orada öğrendi, büyüklerle muhatap oldu. Onların ne düşündüklerini, bakış açılarını, hayat standartlarını, halka muamelelerini yakından müşahede etti. Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için söylediği ifadeler çerçevesinde, bunlar ileride eda edeceği misyon için ona önceden verilmiş birer avanstı.
İşte bunların hepsini “mükne” kelimesiyle ifade edebiliriz. Her şey Allah’ın irade ve kudretiyle meydana gelir. Ancak meydana gelen şeylerde yine Allah’ın yarattığı sebepleri de
Dipnotlar
- Yusuf sûresi, 12/15.